13 07 2012

Ahçiği Yolladım Urum Eline - Erkan Oğur-İsmail Hakkı Demir

Ahçiği Yolladım Urum Eline - Erkan Oğur-Ä°smail Hakkı Demircioğlu Devamı

13 07 2012

03 sevcan orhan kerkük divanı yar dilinden

03 sevcan orhan kerkük divanı yar dilinden Devamı

04 07 2012

Sıradışı Bilgiler

Hindistan’da filleri yetiştirmek için, onları küçücükken kalın bir zincirle bir kazığa bağlarlarmış. Tabi bu yavru filin bu zinciri koparabilmesi, kırabilmesi ya da kazığı söküp atabilmesi mümkün değildir. Küçük fil önceleri bundan kurtulmak için tüm gücüyle uğraşır, defalarca dener ama sonucu değiştiremez, özgürlüğüne kavuşamaz. Yıllar geçer, fil kocaman olur... Bağlı olduğu kazığın ve zincirin onlarca katına gücü yetebilir artık. Ama fil asla böyle bir girişimde bulunmaz. O özgür olamayacağına inanmıştır, artık kırılamayan şey, filin zinciri değil inancıdır. Buna psikolojide "Öğrenilmiş Çaresizlik" deniyor. Devamı

19 06 2012

BONSAİ

Bonsai yetiştirme ve bonsai bakımı Bonsai Nedir? Bonsai nedir? Bonsai kelimesi, Japonca bir tepsi yada kabda yetiştirilen ağaç yada çalı anlamına geliyor. Bitkilerin doğada, yerde yetişmesi yerine, küçük bir kaba konulan toprakta insan eliyle yetiştirilmesi, günümüzden dört bin yıl öncesi Mısır uygarlığına uzanıyor. Bir ağaç veya çalının doğal ortamı dışında, insan eliyle, ağaçların estetik görüntüsünü insanın yaşam mekanlarına taşımak amacıyla yetiştirilmesi ise ilk kez Çin’de uygulanmış. Daha sonra Budist rahipler, 6’ıncı yüzyılda bu tekniği, dinleri ile birlikte Japonya’ya taşımışlar. Bonsai, doğal yöntemler kullanıp cüceleştirilerek, sığ bir saksıya dikilen ağaç ve çalılara verilen isimdir. Bonsai ağacı diye bir şey yoktur. Her tür ağaç veya çalının, kendine... ...Kaynak : webcigen.blogcu.com Devamı

19 06 2012

HALKAPINAR ÇEŞMESİ

HALKAPINAR ÇEŞMESİ |  görsel 1

Altımız yeşil üstümüz gölge Ocakta sucuklar kızarır közde. Serin çeşme başı buyurun sizde Burası halkapınar çeşmesi. Güzel bir günümü burda geçirdim. Dağdan kekik ve çikek döşürdüm Ben bu güzelliğe aklım şaşırdım. Aman ne güzeldir halkapınar çeşmesi. Çeşmenin buz gibi suyu akıyor Arkadaşlar çınar gölgesinde yatıyor Türlü türlü hayallere dalıyor Babalar gününde halkapınar çeşmesi. T.İbiş   Devamı

15 06 2012

Huzur...

Bir gün bir kral ama halkı tarafından sevilen bir kral, huzuru en güzel resmedecek sanatçıya büyük bir ödül vereceğini ilan eder. Yarışmaya çok sayıda sanatçı katılır. Günlerce çalışırlar, birbirinden güzel resimler yaparlar. Sonunda eserleri saraya teslim ederler. Tablolara bakan kral sadece ikisinden hoşlanır. Ama birinciyi seçmesi için karar vermesi gereklidir. Resimlerden birisinde sakin bir göl vardır. Göl bir ayna gibi etrafında  yükselen dağların görüntüsünü yansıtmaktadır. Üst tarafta pamuk beyazı bulutlar gökyüzünü süslemektedir. Resim bakanları mükemmel bir huzur resmi olduğunu düşündürecek kadar güzeldir.   Diğer resimde de dağlar vardır. Ama engebeli ve çıplak dağlar. Üst tarafta öfkeli bir gökyüzünden boşanan yağmurlar ve çakan şimşek resmi daha da sıkıntılı hale sokmaktadır. Dağın eteklerindeki bir şelale ise insana gürültüyü, yorgunluğu hatırlatacak kadar hırçın resmedilmiştir. Kısaca resim, pek de öyle huzur verecek türden değildir.   Fakat kral resme dikkatli bakınca, şelalenin ardında kayalıklardaki çatlaktan çıkan mini minnacık bir çalılık görür. Çalılığın üstünde ise anne bir kuşun örttüğü bir kuş yuvası göze çarpmaktadır. Sertçe akan suyun orta yerinde anne kuşun kurduğu yuva, harika bir huzur ve sükun örneği sunmaktadır izleyenlere....   Ödülü kim kazandı dersiniz? Tabi ki ikinci resim... Kralın açıklaması çok da uzun değildir: Huzur hiçbir gürültünün sıkıntının yada zorluğun bulunmadığı yer demek değildir. Huzur bütün bunların içinde bile yüreğimizin sükun bulabilmesidir. &nb... Devamı

15 02 2012

88 Yıl Önce 88 Yıl Sonra

88 yıl önce onlarca farklı etnik kökenden mucizevi şekilde bir devlet kurmuştuk... 88 yıl sonra bir devletten yine mucizevi şekilde iki-üç devlet çıkarma sevdasına kapılanlarla uğraşıyoruz! *** 88 yıl önce tek ulus olabilmek için, ortak dilimizi en iyi konuşmanın ve yazmanın derdindeydik... Amacımız birlik olup, güçlenmekti... 88 yıl sonra ortak dilden vazgeçtik. Bölünüp, güçlerimizi ayırmaya odaklandık! *** 88 yıl önce dinimizi, kendi dilimizle öğrenip, gereklerini yerine getirmek için atağa kalkmıştık... 88 yıl sonra dinimizi, kendi dilimizle öğrenme ve ibadet etme hakkımızı kaybettik! *** 88 yıl önce çıktığımız yolda, fakir ulusa para kazanmayı öğretmek için Köy Enstitüleri kuruyorduk... 88 yıl sonra geldiğimiz nokta, fakir ulusa oy karşılığı erzak ve kömür dağıtmak!  *** 88 yıl önce fabrikalar inşa ediyorduk...  88 yıl sonra bu fabrikaların tamamını sattık, sattıklarımızın yarısından fazlasının kapanmasına göz yumduk!  *** 88 yıl önce sanayide ve tarımda kendine yeter bir ülke haline gelmek için atağa kalkmıştık...  88 yıl sonra toplu iğneyi ve karpuzu bile ithal eder olduk!   *** 88 yıl önce hayata geçirdiğimiz modelle Avrupaya özgürlük ve demokrasi dersi veriyorduk... 88 yıl sonra özgür ve demokrat olmadığımız için Avrupa Birliğine alınmıyoruz!  *** 88 yıl önce benimsediğimiz sistemle kadınlarımızı kısa sürede seçme ve seçilme hakkına kavuşturmuştuk... Dünyaya örnektik... 88 yıl sonra kadınlarımıza, Siz sadece doğurun... Çalışmayın, üretmeyin, sizin yeriniz evinizdir dediğimiz için, kadın-erkek eşitliği sıralamalarında dünyaya rezil oluyoruz!  *** 88 yıl önce pozitif bilimleri öğreniyorduk... Devamı

28 01 2012

Matematiğin donup kaldığı olay ...

Matematigin donup kaldigi olay! 3 kisi Para birlestirip bir radyo almaya gidiyorlar. Radyo 30 lira. Hepsi 10'ar ...lira koyup radyoyu alip gidiyor. Fakat sonra tezgahtar radyonun indirime girdigini ve 25 liraya dustugunu Hatirliyor ve Ciragina 5 lira verip gidip para ustunu iade etmesini istiyor. Cirak 5 lirayi 3 kisiye bolusturemeyecegini dusunup 2 lirayi cebine atiyor ve 3 lirayi 3 kisi arasinda bolusturuyor. Boylece radyoyu 9'ar liraya almis oluyorlar. Simdi: 9 x 3 = 27 Cirak da cebine 2 lira atti 27 + 2 = 29 Peki geri kalan 1 liraya ne oldu.? Iste matematigin icinden cikamadigi olay budur...!     Devamı

27 01 2012

Biz sevdik mi...

Biz sevdik mi yer oluruz... Biz sevdik mi sel oluruz... Biz sevdik mi lâl oluruz... Biz sevdik mi cân oluruz... Biz sevdik mi adam gibi Adamlar severiz                     Biz sevdik mi yer oluruz                    Biz sevdik mi sel oluruz                    Biz sevdik mi lâl oluruz                    Biz sevdik mi cân oluruz                     Biz sevdik mi adam gibi                    Adamlar severiz. Kaynak : turgutibis.blogcu.com Devamı

23 01 2012

Kimse kıpırdamasın! Fındıklarımı düşürdüm

Kimse kıpırdamasın! Fındıklarımı düşürdüm |  görsel 1

Kaynak : ireyka.blogcu.com Devamı

23 06 2011

BİR ANI.

Dönemin Başbakanı Sayın Turgut Özal zamanında... gerçekleşmiş bir olay şöyle anlatılır: Japon eğitim uzmanları gelmiş ve ülkemizin eğitim sistemini incelemiş, Sayın Özal'ın bürokratlarının da hazır bulunduğu bir ortamda raporlarını sunmuş ve sonuç olarak şunu söylemişlerdi: "Sizin eğitim sisteminizde milli ruh yok!" Turgut Özal'ın "Nasıl?" sorusu üzerine şunu anlatmışlardı: "Biz Japonya'da okula başlayacak çocuklarımıza milli ruh şoklaması yaparız. Onları önce toplu halde hızlı trenlere bindirir, dev fabrikalarımızı, teknoloji merkezlerimizi gezdirir ülkemizin gücünü gösteririz. Sonra da bu yavrularımızı alır Hiroşima ve Nagazagi'ye götürür, orada atom bombası atılan ve yıllardır ot dahi bitmeyen alanları gösterir deriz ki: Eğer siz çalışmaz, bilinçlenmez ve az önce gördüğünüz teknolojiye sahip olmak için çalışmazsanız sonunuz böyle olur." Bürokratlardan biri atılır: "Ama bizim Hiroşima'mız yok ki!" Japon uzmanın cevabı tokat gibidir: "Sizin Çanakkale'niz on Hiroşima eder!" Not:Yukarıda ki yazı Nihat Sakarya tarafından E-Posta olarak gönderildi.Kendisine teşekkür ederim. Devamı

14 06 2011

Dersimiz ATATÜRK!.

  Atatürk'ün başyaveri Salih Bozok anlatıyor :  Başkumandan, düşmandan kurtardığı İzmir’de geçireceği ilk geceyi yaşıyordu.  Mustafa Kemal Pasa İzmir'de ilk gecesini çalışarak geçirdi. Zengin bir sofra hazırlandığı halde ufak tefekle karnını doyurdu ve geç vakitlere kadar çalıştı. Ertesi sabah erkenden uyandık. Hafif bir kahvaltıdan sonra vilayet konağına gittik.  Vali, İngiliz konsolosu ile konuşuyordu.  Biz gelince vali ayağa kalktı ve konsolos ile Mustafa Kemal Paşa’yı tanıştırdı. Konsolos iyi Türkçe biliyordu.  Pasa valiye sordu:  "Konu nedir ?"  Vali anlattı:  "Sayın konsolos, İngiliz tebası vatandaşlarla Rum ve ermeni azınlığın güven altında olup olmadığından endişeleniyorlar. Ben kendilerine herkesin güven altında olduğunu bildirdim".  Mustafa Kemal Pasa konsolosun türkçe bildiğini biliyordu, buna rağmen kendisine valiyi muhatap aldı:  "Ee, peki daha ne istiyormuş ?" Bu soruya konsolos türkçe cevap verdi:  "Tebamız için hükümetinizden yazılı teminat istiyorum !"  Pasa: -"Ne yani, Yunanlılar zamanında siz tebanızı daha emniyette mi görüyordunuz ?"  Konsolos kasılarak:   -"Evet" dedi, "Yunanlılar buradayken tebamızı daha emniyette görüyorduk." -"Öyleyse buyurun, tebanızla birlikte Yunanistan'a gidin, efendim !"  Konsolos sinirlenerek sesini yükseltti:   -"Yani majestelerimin hükümetine savaş mı açıyorsunuz ?"   Pasa:   -"Siz kiminle neyi konuştuğunuzu biliyor musunuz? Ben Millet Meclisinin başkanı ve Türk orduları başkomutanıyım. Savaş açmaya da barış yapmaya da tam yetkiliyim. Peki siz kimsiniz ?! Hükümetiniz  a... Devamı

16 02 2011

MATEMATİK ÖĞRETMENLERİ

 Kahire'de bulunan " Keops piramidi " nin 12 ton ağırlığında iki buçuk milyon blok...tan oluştuğunu, günde on blok yerleştirilmesi halinde yapımının 664 yıl süreceğini, Piramidin üstünden geçen meridyenin karaları ve denizleri tam eşit iki parçaya böldüğünü ve piramidin dünyanın ağırlık merkezinin tam ortasında bulunduğunu, Yüksekliğinin (164 mt) bir milyarla çarpımının güneşle dünyamız arasındaki uzaklığını verdiğini, Taban alanının, yüksekliğinin iki katına bölünmesinin pi sayısını verdiğini, Piramitlerin içerisinde "ultrasound", radar,sonar gibi cihazların çalışmadığını, Kirletilmiş suyun bir kaç gün piramidin içinde bırakıldığında arıtılmış olarak bulunduğunu, Piramidin içerisinde sütün birkaç gün süreyle taze kaldığını ve sonunda bozulmadan yoğurt haline geldiğini, Bitkilerin piramit içerisinde daha hızlı büyüdüklerini, çöp bidonu içindeki yemek artıklarının hiç koku yaymadan mumyalaştığını,Kesik, yanık, sıyrık ve yaraların piramidin içinde daha çabuk iyileştiğini, Piramidin içinin yazın soğuk, kışın sıcak olduğunu, Piramit kimin adına yapıldıysa onun bulunduğu odaya yılda 2 kez güneş girdiğini ve bu günlerin doğduğu ve tahta çıktığı günler olduğunu, biliyor muydunuz ? Devamı

21 01 2011

Gençlere serzeniş

İleri demokrasi yaramadı gençlere, Anayasa değişti gitti emek boş yere. Azarladık olmadı, tehdit ettik kaç kere, Bilmiyorlar devletin fiyakası bozulmaz, Bu gençlerin içinde şemsiyesiz gezilmez. İşçileri coplatıp seslerini kesmiştik, Memuru soruşturup ateşini kısmıştık. Askeri titretmiştik, kışlalarda esmiştik, Neden gençler pısmıyor, bir bilmece çözülmez, Bu gençlerin içinde şemsiyesiz gezilmez. Rektörler bizden dedik, okullara yöneldik, Lâkin kaldık kapıda saatlerce dineldik. Üçbeş çocuk yüzünden iktidarda bunaldık, Belli çılgın Türk bunlar, dövülse de ezilmez, Bu gençlerin içinde şemsiyesiz gezilmez. Herhalde Ergenekon yumurta üretiyor, Yumurtayı kapanlar devlete diretiyor. Bu eylem nerden çıktı, geçmişi aratıyor, Kurşun yağsa razıyız, karizmamız çizilmez, Bu gençlerin içinde şemsiyesiz gezilmez. Cemaât yurtlarında yan gelipte yatsana, Yumurtanın yerine bize çiçek atsana. Bizim çocuklar gibi malına mal katsana, Beyinsiz olanlara devlet baba üzülmez, Bu gençlerin içinde şemsiyesiz gezilmez. Herşey güzel pişerken su kattı aşımıza, Yüce dağlar gibiydik kar yağdı başımıza. Kim sardı bu gençleri aniden dışımıza? Neler yapacakları, neden önce sezilmez? Bu gençlerin içinde şemsiyesiz gezilmez. Aslında bizden yana olmaları beklenir, Çıkar hanelerine neler neler eklenir. Neden gençler bizlere asi olur diklenir? Neden bizi görünce tespih gibi dizilmez? Bu gençlerin içinde şemsiyesiz gezilmez. Nerde yanlış yaptık biz, yolumuz açılmıyor? Gençlere sevgi ile kolumuz açılmıyor? Kulağımız kapalı, dilimiz açılmıyor, Nevzat bilir gençleri, ağı... Devamı