18 02 2008

SEVGİYE YER KALMADI

Uzakdoğu'da bir Budist tapınağında geçmiş bir olayı anımsadım.Bu tapınak bilgeliğin gizlerini aramak için gelenleri kabul ediyordu ve burada geçerli olan incelik,anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekti. Bir gün tapınağın kapısına bir yabancı geldi. Yabancı kapıda öylece durdu ve bekledi. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyordu, kapıda tokmak ya da çan, zil türünden ses çıkaran bir gereç yoktu. Bir süre sonra kapı açıldı,içerdeki "bilgelik arayıcısı" kapıda duran yabancıya baktı. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başladı.         Gelen yabancı, tapınağa girmek ve burada kalmak istiyordu.         İçerdeki bir süre kayboldu,sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla döndü ve kabı yabancıya uzattı. Bu "Yeni bir aracıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz" demekti.         Yabancı tapınağın bahçesine döndü,aldığı bir gül yaprağını dolu kabın içindeki suyun üzerine bıraktı. Gül yaprağı suyun üstünde yüzüyordu ve su taşmamıştı.         İçerdeki Budist saygıyla eğildi ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye aldı.         Suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer vardır.         Bu sevgiydi ve sevgiye her zaman yer bulunurdu.          Nicedir hayatımızda sevgiye yer bulamadığımızı düşündüm. Bize sevgiyi anlatan bir olayı haber yapamıyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir kişiyi dinlemiyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir duyguyu görmüyoruz. Bize sevgiyi anlatan bir yazı yazmıyoruz, böyle bir yazıyı okumuyoruz.         Bir Polanya filminde Nazi dönemi anlatılıyordu.Nazi komutanı güzel bir evi komutanlık merkezi yapmıştı.Evin güzel sahibesi üst kata çıkmıştı ve az görünüyordu.Komutan bu kadına âşık olduğunu anladı ve aralarında şöyle bir konuşma geçti... Devamı

10 02 2008

FAYDALI BİLGİLER

        Adına faydalı bilgiler dediyim aşağıdaki yazıyı Melih Aşık'ın köşesinden aldım. Günümüze uygun olup olmadığına siz karar verin. Eşek fıkrası...Aziz Nesin'in "Ah biz eşekler" öyküsünü yazmıştık...  Bir eşek öyküsü daha... Kasabanın semercisi ölmüş... Yeni gelen semerci işin acemisiymiş.  Yaptığı kötü semerler yüzünden bütün eşeklerin sırtı yara olmuş. Eşekler başlamış semercinin ölmesi için dua etmeye... Sonunda dualar kabul olmuş. Semerci ölmüş. Ne var ki yerine gelen daha da acemiymiş. Eşekler yeniden duaya başlarken biri demiş ki:- Yahu arkadaşlar anlaşıldı ki semercinin iyisi gelmeyecek. semerci ölsün diye dua etmenin anlamı yok...- Peki ne yapalım?- Tanrı'ya bizi eşeklikten kurtarması için dua edelim... Beyaz HocaProfesör Zekeriya Beyaz'ın "İslam ve Giyim Kuşam"adlı kitabının son baskısı dün elimize ulaştı. Ön kapakta bir başka başlık da göze çarpıyor: "Türban Kuran'da yok, İncil'de var"Özdemir İnce arkadaşımız Hürriyet'te günlerdir, Nur Suresi 31. Ayet'in Türkçeye sürekli olarak yanlış çevrildiğini, ayette başın ve saçların örtülmesiyle ilgili hüküm bulunmadığını yazıyor...  Ayetin doğru çevirisi şöyle:"Söyle inanan kadınlara: Harama bakmaktan sakınsınlar ve cinsel organlarını saklasınlar.  Örtülerini göğüsleri (memeleri) üzerine vursunlar?"Zekeriya Beyaz'ın kitabında da aynı sonuca varılıyor, örtünmesi istenen yerlerin sadece cinsel organlar olduğu kaydediliyor...Nur Suresi ayetlerinin yanlış yorumlandığını hatta çarpıtıldığını sağlam örneklerle anlatıyor Zekeriye Beyaz...  Peki neden? Sebebini şöyle izah ediyor:- Din alimlerimiz giyim kuşamla ilgili ayetleri bilinçli olarak yanlış yorumlamışlar, anlamını saptırmışlar ve konuyu çığırından çıkarmışlardır..."Biz başörtüsüne değil, onun siyaset ve ideoloji aracı yapılmasına karşıyız" diyor Zekeriya Beyaz...Saçları kapatmanın anlamsızlığını bir örnekle anlatıyor:- Bayanların yüzleri bü... Devamı

10 02 2008

YIL 2008

Yeni yıl geldi hoş geldi, bakalım günümüz yaşantısında ne değişti:1. Ekonomistler ve iş çevreleri kriz korkusu içindeler ekonomi iyi değil.2. Her şeye en az %20 dolayında zam gelmiş.3. Pahalılık almış başını gitmiş, çarşı, Pazar esnafı kan ağlıyor.4. Halk hastane kapılarında sürünüyor, parası olmayan hizmet alamıyor.5. Borsa düşüyor sanki yükselse Türkiye'nin borcu azalır, itibarı artar.6. Ülkemin basın yayın organları hükümetin sözcülüğünü yapıyor.7. Basınımızın görevi tarafsız olarak gerçekleri yansıtmak olmalıdır.8. Başbakanımız TC'nin valilerine vatandaşlara kömür vs. yardımlarını bizzat verin diyor. Devletin valisi kamyona biner de kömür dağıtır mı? Bu nerede görülmüş, yardımları organize eden devletin kurumları yok mu? Devletin görevi işsizine iş vermektir sadaka toplumu yaratmak değil.9. Olmayan doğal gaza zam geliyor, gazı kesen ülkeye hükümetimiz bir yaptırım uygulayamıyor.Tüm bu olumsuzluklar yaşanırken hükümet ve yeni bulduğu ortağı ile birlikte insanlara daha demokratiklik ve özgürlük için üniversiteye türbanlı kızlar girsin diye Anayasa değiştirme yasa tasarısını meclise sevk edip muhalefete rağmen çıkardılar. Bu durum tüm yurtta olumsuzluk yarattı sivil toplum örgütleri sokaklara döküldü protesto ettiler. Şimdi sıra yargı organlarını susturmaya geldi onun içinde Yargıtay kanununda değişiklik yapmak istiyor. Bu olanları basanımız ne yazık ki vatandaşa aksettirmediği gibi birde alay ediyor. Seçim meydanında başbakana urgan atan bir siyasi lider şimdi türbana sarılıyor ne güzel. Basınımızın değerli bir kalemi olan Necati Doğru bazı köşe yazarları için bakınız ne sıfatlar yakıştırmış kararı siz verin. Onun sayfasından buraya alıntılıyorum soyadlarını siz koyun.karga kışlayıcı Hasan...  Evlek açıcı İsmet... Tohum atıcı Fehmi... Tarlayı sürücü Taha... Üfürükçü hoca sakallı gübre serpici Ahmet...  Irgata ekmek-yoğurt tayıncı Nazlı... Ayrık otu temizleyici Şahin..." Bir güzel sözde s... Devamı

25 01 2008

SESLENİŞ

    Yayınlayacağım yazıyı  bundan yıllarca önce mehum Uğur Mumcu Cumhuriyet gazetesin deki gözlem sütununda yazmış.Melih AŞIK üstat da alıntılayıp 23.01.2008 günü köşesin de yayınlamış. Ben de UĞUR MUMCU'nun katledilişinin 15. yıldönümü anısına yazarına olan saygım ve sevgimden dolayı tekrar yayınladım.Işıklar içinde yatsın.Ne yazık ki onun bıraktığı bayrağı yükseklere kaldıracak yiğit gazeteciler henüz görünmüyorlar,acı olan da bu.      Dağ gibi kara yağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi. Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık. Vurulduk ey halkım, unutma bizi...* * *Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...* * *Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşı'nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler. Vurulduk ey halkım, unutma bizi... Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...* * *Uğur Mumcu'yu aramızdan ayrılışının 15'inci yılında özlemle anıyoruz... Yukarıdaki satırlar onun "Sesleniş" adlı yazısıdır... Karanlık cinayetin gerçek failleri bugüne dek ortaya çıkarılmadı... Ancak yukardaki satırlara bakınca cinayeti işleyen ve soruşturmayı tıkayanla... Devamı

25 01 2008

ATA SÖZLERİ

 Ekmek, tohum atmak demek.   Atalar diyor ki:   -Ne ekersen onu biçersin.   Doğru mu?   Belki.   Çünkü bir atasözü daha var:   -Rüzgar eken fırtına biçer.   "Ne ekersen onu biçersin" özdeyişi doğru olsa,rüzgar ekenin yine rüzgar biçmesi gerekmez mi?   Ama olmuyor, ne ekersen onu biçmiyorsun, fırtınaeken kasırga biçiyor; terör eken işkence biçiyor; yalaneken dolan biçiyor; düşlem eken düş kırıklığı biçiyor;yolsuzluk eken namussuzluk biçiyor; haksızlıkeken adaletsizlik biçiyor; kin eken intikam biçiyor.   Bunun için ektiğimize özen göstermek gerekiyor.   Dikta tohumu eken tepki, dengesizlik tohumu ekençılgınlık, aptallık tohumu eken dangalaklık, onursuzluktohumu eken şerefsizlik, suç tohumu eken ceza biçer.   Neyi ne zaman nasıl ekeceğini bilmeyen kişiler vardırki bunlar için güzel bir halk türküsü yakılmıştır:   - Arpa ektim, darı çıktı.         Okuduğunuz bu güzel yazıyı İLHAN SELÇUK'UN  Düşünüyorum Öğleyse vurun adlı kitabından aldım .Aldığım bununla kalmadı bir de hayvanların özelliklerini ilave ediyorum.Keyifli okumalar.        Hayvanların değişmez görünen (ya da çok uzunsüreçlerde değişen) nitelikleri vardır.   Tazı hızlı koşar; Deve kin tutar; Tavşan ürkektir; Köpek iyi koku alır; Kedi nankördür; Maymun taklitçidir; Tilki kurnazdır; Katır inatçıdır; Yılan soğuktur; Akrep zehirlidir; Koyun aptaldır; Kaplumbağa yavaştır; Sırtlan leş yer; Yarasa ışıktan kaçar; Boğa kösnüktür; At duyarlıdır; Köpek sadıktır; papağan konuşurLeopar yırtıcıdır; Bülbül güzel şakır;Keçi şeytandır;Timsah soğuk kanlıdır Karga uzun yaşar; Manda güçlüdür;    Herbirimiz hayvanlar hakkında gene yeni özellikler sıralayabiliriz. Manda güçlüdür diye mandacılığa  soyunmayalım bundan 87 yıl önce olduğu gibi şimdi de AB ... Devamı

23 01 2008

İŞTE BU ATATÜRK

        Bugün merhum ,demokrasi şehidi sayın Uğur Mumcu'nun ölüm yıldönümü münasebetiyle Onun yıllar önce Cumhuriyet Gazetesindeki köşesinde yazdığı yazıyı yayınlıyorum.Seni hiç unutmadık yazdıkların tarihe tanıklık ediyor. Bugünlerde herkes Atatürkçü!.. Atatürk'ün yeminli düşmanlarından, Kemalizm'i modası geçmiş bir üst yapı devrimciliği sayan tuzu kuru şematik ilericilere kadar herkes, koro halinde Atatürkçülük yapıyor.     Biz, oldum olası Kemalizm'i, antiemperyalist bir olgu olarak gördük ve ilerici düşüncelerimizin odak noktasına Kurtuluş Savaşımızın ulusçu ve devrimci geleneğini yerleştirmeye çalıştık. Bizler her dönemde bu düşünceleri savunurken, şeriatçı, ırkçı, ümmetçi, kafatasçı çevreler ile "Asya tipi üretim biçimi" diye başlayıp, Osmanlı despotizmini toplumculuk sayan teorik mezhepçilik, Kemalizm'i hep aşağılamaya çalıştı. Örnekler ortada, örnekler gazete sayfalarında, örnekler kitaplarda!..    İlk Meclis'in gizli tutanakları geçen aylarda yayınlandı. Bunlar cilt cilt önümde duruyor. Bunları okuyor, Kemalizm'i, Atatürkçülüğü yasakçı bir düzen sayanlara, Atatürk'ün gizli tutanaklardan aktaracağım ve de gazetelerde ilk kez çıkacağını sandığım şu düşünceleri armağan etmek istiyorum.    Önce gizli tutanağın cilt ve sayfa numaralarını vereyim:    TBMM Gizli Celse Zabıtları, Devre: I, İçtima I, Tarih: 22.1.1921.i, 31, C: 3. Sayfa 334...    Atatürk'ün ; komünist düşünceleri suç sayıp saymama konusunda gizli oturumda söyledikleri şunlar. Konuşmadaki eski sözcüklerin yerine yenilerini koymaya çalışarak aktarıyorum:    "- Efendiler, iki türlü önlem alınabilirdi. Birisi doğrudan doğruya komünizm diyenin kafasını kırmak; diğeri Rusya'dan gelen her adamı derhal denizden gelmiş ise vapurdan çıkarmamak, karadan gelmiş ise, sınırın dışına atmak gibi zorlayıcı, şiddetli, kırıcı önlem kullanmak... Bu önlemleri almak, iki... Devamı

21 01 2008

BİKİNİ NE İMİŞ?

Bikiniye yaklaşım çeşitlidir. İstatikçi diyor ki:- Bikini, istatistik gibidir, her şeyi ortaya koyargibi görünür; gerekeni gizler.  Bağnaz: - Bikini namus fukaralarının önlerine yaydıklarıbir bez parçasıdır.  Yobaz- Bikini giymek günahı kebairdendir; kadının göbeği yalnız okuyup üflemek için açılır. Nekes:  - Bikini kadını en ucuza soyan giysidir.  Ukala:  - Cömert erkeğin cüzdanı büyük, cömert kadının  mayosu küçük olur.  Çıplaklar Derneği Başkanı:  Bikini ahlaksızlıktır; çıplak denize girmek varken kimi yerlerini örterek erkeği tahrik etmeye çabalamaktır.   Çapkın:  - Bikini, istekli kadının bedenine yapıştırdığı dilekçepuludur.  Filozof: Bikininin kapladığı yerler, utanç duygusunun kadın vücudundaki son sömürgesidir. Asker:  - Bikini dikenli tel örgüler gibidir, araziyi korur,ama manzarayı örtmez.  Bir tutucu:  - Biz kırk yıllık haremimizi bile bu kılıkta bir gün olsun görmedik.           Yukarıda yayınladığım derleme Sayın İlhan Selçuk'un Düşünüyorum öğleyse vurun adlı kitabından alınmıştır. Devamı

18 01 2008

TORTUM ÇAY'I

  Tortum Çayı     Dumlu Dağı'ndan çıkıp Tortum ilçesi, Uzundere ilçesinden geçerek Uzundere ilçesi Tortum Gölü'nde biriken sular cebri boru ile Tortum Hidroelektrik Santrali cebri borusundan geçerek türbünleri çalıştırarak elektrik üretir. Artan su ise Tortum Şelalesi'nden akarak dar bir vadiden geçerek Oltu Çayı ile birleşerek Çoruh Nehrini oluşturur ve Gürcistan'a doğru gider. Tortum Çayı civarındaki dik yamaçlardan erezyonla akan topraklar Tortum Gölüne doğru giderek Denizbaşı mevkiinde küçük delta oluşturur. Zaman zaman çiftçiler bu alivyonlu toprakları alarak tarım arazilerine götürerek kullanırlar.Tortum Gölü havzasını erezyondan korumak için ağaçlandırma çalışması ve derelerde taşkın koruma çalışmaları yapılmaktadır.  TORTUM ÇAYI :   Erzurum ilinin en önemli havzalarından birini oluşturan Tortum Havzası Sınırları içerisinden doğan Tortum Çayı, ekolojik, çevresel ve turizm açısından önemli bir yere sahip olan Tortum Gölüne dökülmektedir. §Tortum Çayı, başlangıcı olan Yumaklı ve Akbaba’dan çıkan çaylarla oluşmakta Tortum Havzasını geçerken, civardan gelen çeşitli derelerin sularıyla beslenerek Tortum Gölü’ne akmaktadır.  Ayrıca dik yamaçlı   derin  vadilerden gelen küçük dereler Tortum Çayını beslerler.                Yöresel olarak  “Tortum Deresi“  diye   adlandırılır.    İlkbahar aylarında   karların  da   erimesiyle   oluşan   seller   erozyon’ a      sebep olmaktadır.   Tortum çayı ,  Tortum gölünden çıktıktan sonra gölün aşağı vadisinde   aynı   isimle   çıkarak  Tortum Şelalesini meydana getirir.(Bu şelale Türkiyenin en yüksek şelalesi,aynı zaman da Dünyanın 12. Büyük şelalesidir.)  Yusufeli   kıvrım... Devamı

16 01 2008

tortum şelalesi

         Tortum Şelalesi Türkiye'nin Asya ve Avrupa kıtalarının en yüksek şelalesidir. Tortum Şelalesi oluşumu açsından dünyanın ikinci, yüksekliği bakımıdan ise dünyanın üçüncü şelalesidir. Tortum Gölü kuzey ucu ile Tev Vadisi arasındaki heyelan kütlesini aşarken yaptığı şelale burada yatağa yakın dirençli kireçtaşı katmanları üzerinden geçer. 22 metrelik genişlikten 48 metre yükseklikten düşen sular; üstte gökkuşağı, altta koca bir Dev Kazanı meydana getirmiştir. Şelalenin aktığı yerde çok güzel piknik alanları bulunmaktadır. Şelalenin aktığı yerden dipteki Dev kazanı'na demir korkuluklu, çok uzun taş merdivenlerle inip Tortum Çayını ahşap köprüden geçerek Tortum Hidroelektrik Santrali sahasına aynı merdivenlerin karşı tarafındaki ile çıkılmaktadır.     Dev Kazanı diye nitelendirilen yerde şelalenin aktığı zamanlarda şelale sularının oluşturduğu yağmur insanları yazın sıcaklığında serinletmektedir. Afrika'daki Zambezi Nehri üzerindeki Vietorio Şelalesi 120 metre yükseklik ile dünyanın en yüksek şelalesi, A.B.D de Erie Gölü ile Ontario Gölü arasındaki Niagara Şelalesi 51 metre yükseklik ile ikinci, 48 metre yükseklik ile dünyanın üçüncü yüksek şelalesi Uzundere ilçesindeki Tortum Şelalesidir. Şelalemiz oluşumu açısından ise dünyanın ikinci önemli şelalesidir.     Tortum Şelalesine 1952-1960 yılları arasında Hidroelektrik Santrali yapılmış ve ülkemizin elektrik ihtiyacına katkıda bulunmaya başlamıştır. Tortum Şelalesi manzarasıyla insanın düş gücünü zorlar; özellikle ilkbahar aylarında görünüm usta bir yönetmenin bir filmi karesi gibi eşsizdir. İlçe toprakları Erzurum-Artvin yolu üzerinde dağlık ve derin vadilerle yayılmış bir arazi üzerindedir. Tortum ilçesi tabiat güzellikleri bakımından çok meşhurdur. Vadiler boyunca yeralan köyler meyve bahçeleri ve eşsiz güzelliklere sahiptir. İlin en kuzey ucunda yeralan tortum gölü ve şelalesi eşsiz tabii güzelliği ile yerli ve yaban... Devamı

16 01 2008

TORTUMKALE'NİN TARİHÇESİ

              Tortum Kalesi, Tortum İlçesinin 20 Km batısında, bulunmaktadır. Evliya Çelebi kalenin MAMEROZ isminde Gürcü padişahı tarafından yapıldığını yazıyor. İbni Bibi Konya Selçuklularından Alaaddin Keykubat zamanında H.629 M.1282 tarihinde Gürcistan tarafından fethedilir ve civarındaki HAH ve NİHAH (Tortum) kaleleri Türklerin hakimiyeti altına girmiştir. Kale İranlılar tarafından büyük bir ilave yapılarak genişletilmiştir. İç ve dış kalenin Kuzey tarafından halen sağlamlığını korumaktadır. Kalenin kapıları yıkıldığı için kitabeleri yoktur. Kalenin kuzey eteğinde bahçelerin içinde bir hamam vardır. Soğukluğu, külhanı ve bir soyunma yeri ile iki halveti bulunan hamamın kubbesi yer yer çökmüştür. Kalenin doğudan görünüşü Ehrami şekildedir. Ehmedekde içindeki bey ve dizdar daireleri, müdafaa burçları, silah ve erzak ambarları kısmen ayaktadır. Burada bir de tuğla ile yapılmış sarnıç harabesi vardır. Dış kaleden çaya gizli bir yol var ise de buraya ihtiyat su deposu halinde kışın yağmurlardan dolan bir de sarnıç yapılmıştır. Bazı kalelerde sarnıçların sayası fazladır. Kalenin burçlarının ve diğer tesislerin damlalarından akan yağmur suları önce en yüksekteki sarnıcı, ondan sonra daha aşağıdaki sarnıçları doldurur. Her sarnıçtan diğerine dolunca kendi kendine akacak gizli suyolları vardır. Konya’nın Takkalı Dağındaki Kevele Kalesinde de böyle sarnıçlar vardır. Tortum iç ve dış kalesinin şimal duvarlarının burçları ve dişleri hala sağlamdır. Fakat kalenin diğer yerleri bütün kaleler gibi halkın taş ocağı haline gelmiştir. Halk taşlarını, ardıç ağaçlarını ve su künklerini çıkartmak için kaleyi harıl harıl yıkıyorlar. Belediyeler bu tahribi önlemelidirler. Kalenin batıya doğru uzanan birinci katının bilhassa cenup duvarları yıkılmıştır. İç ve dış kalelerin kapılarının taşları da yıkıldığı için hiçbir yerinde kitabe yoktur. Tortum Kale; yeri, kalesi ve suyu itibariyle yerli ve yabancı turistlerin gö... Devamı

16 01 2008

TORTUMKALE SİNCABI

                                      SİNCAP Özellikleri  :Vücudunun üst kısmı açık sarıdan kırmızımsı kahverengine ve siyaha kadar değişir. Alt tarafı tamamen beyazdır. Kışın, kıl uçlarında siyah pigment miktarı artar. Bu nedenle kırmızı renkte olanlar, kışın daha koyu görünür. Kuyruktaki tüyler uzundur ve kuyruklarını kıvırıp sırtlarına değdirebilirler. Gözleri iri ve parlaktır. Kulakların ucunda (kışın daha fazla) tüy demeti bulunur. Arka ayakları daha uzun ve daha güçlüdür. Boyları 18-25 cm, kuyrukları 14-20 cm arasındadır ve 280-480 gram ağırlığındadırlar.  Yaşam alanı  :Ormanlık ve ağaçlık bölgeler, parklar ve korularda yaşarlar. Alarm vermek için çok-çuk-çuk ve kru-kru-ru diye sesler çıkarırlar. Kış uykusuna yatmazlar ancak soğuk havalarda birkaç gün süren uyuşukluk dönemleri olur. Çiftleşme dönemi dışında yalnız yaşarlar. Çok iyi tırmanır ve sıçrarlar, hemen hemen tamamen ağaçların üstünde zaman geçirir. Ağaç gövdesinde baş aşağı ve baş yukarı hızla inip çıkabilirler. Gündüzleri işlektirler, sabah ve ikindi vakti daha hareketlidir.  Dağılımı  :Akdeniz adaları ve İzlanda hariç tüm Avrupa’dan, Japonya’ya kadar dağılmıştır. Türkiye’de Trakya ve Kuzeydoğu Anadolu’da (Kars ve Amasya civarı),Orta Akdeniz Toros Dağlarında yaşar.  Üreme  :Çürümekte olan dallardan 30-40 cm. çapında, ağaçların tepe kısmında ya da köke yakın büyük dalların ayrıldığı çatallarda ya da ağaçkakanların açtıkları deliklerdeki oyuklarda, küre şeklinde yuva yaparlar. Yuva ağzının altta olması nedeniyle kuş yuvalarından rahatlıkla ayırdedilebilir. Yuvanın içini yosun ve otla döşerler. Bir yerleşim bölgesinde aynı hayvan birden çok yuva yapar ve kullanır. Yılda 1-2 kere, 2-7 yavru doğururlar. (Ancak bir yılda 40 yavru doğuranları da görülmüştür.) Ann... Devamı

13 01 2008

GÜNÜN FIKRASI

          Bugün güldüren düşündüren bir fıkra yayınlıyorum. Bu fıkra sayın Hasan Pulur üstadımızın olaylar ve insanlar köşesinden alınmıştır.Bu fıkrayı istediğiniz gibi yorumlayabilirsiniz.Hoşunuza gideceğini ümit ederek saygılar sunarım.       BAZI fıkralar vardır, eskidir ama hep yenidir.Çünkü fıkranın, ana fikri hiç değişmez ki!Bir sabah ormana maliyeciler gelmiş...Tilki hemen kaçmaya başlamış, yolda kaplumbağaya rastlamış:"Hayrola tilki, nereden böyle, niye kaçıyorsun?"Tilki nefes nefese:"Maliyeciler gelmiş!""Sana ne?""Sana ne olur mu? Bende kürk, hanımda kürk, çocuklarda kürk, maliyeci bu kürklerin hesabını sorarsa!"Tilki kaçıp giderken, kaplumbağa koşmaya başlamış...* * *GÖÇMEN kuşlardan kırlangıç, kaplumbağanın kaçtığını görünce yukarıdan bağırmış:"Hayrola, ne oldu?""Maliyeciler gelmiş!""Sana ne?""Sana ne olur mu? Bende yazlık ev, hanımda yazlık ev, çocuklarda yazlık ev!"O da başlamış kaçmaya...* * *MAYMUN merak etmiş:"Nereye yahu?""Maliyeciler gelmiş..."Maymun lafın sonuna gelmeden başlamış kaçmaya, kaçmış kaçmış, sonra bir ara durmuş:"Ulan aptal maymun, niye kaçıyorsun? Senin kıçın açık, hanımın kıçı açık, çocukların kıçı açık, maliyeci bize ne yapar?"* * *BU fıkra bir ara "Ormana komünistler geliyor!" diye anlatılırdı...Kıçı açık maymunun o gün komünistlerden, bugün maliyecilerden korkacak nesi var ki! h.pulur@milliyet.com.tr Devamı

13 01 2008

Beyaz lahana kelebeği

           Hakim renk beyazdır. İlk bakışta P. vcuttur. Üst kanadın uçları ve alt kanatların arka yüzü açık sarı renktedir. Dişilerin üst kanat ortasında ayrıca alt abrassicae’ ye çok benzer, ancak daha ufaktır. Erkeğin üst kanat uçları siyah, üst kanat ortası ve alt kanat üstünde birer siyah benek melta birer çift siyah benek bulunur. 2 nesil kelebeklerdir, mart-mayıs ve haziran- kasım aylarında uçarlar. 1.nesil kelebeklerin boyları daha küçük ve arka yüzleri daha koyu renktedir. Larvaları C. Spinosa, Tropaeolaceae, Resedaceae, Chenopodiaceae türü bitkilerle beslenir. Ergin kelebekler L. Camara, kekik çiçeği, Hayıt ve kır çiçeklerine konar. Kanat genişliği: 40-45 mm.   Devamı

10 01 2008

SADAKA SOSYALİZMİ SU ALMAYA BAŞLADI !

    Günlüğüm adlı blog sayfamda birgün önce yayınladığım yazımın daha  güzelini ve teferruatlısını sabah gazetesinin değerli üstadı Sayın Necati Doğru Bey yazmış. Duygularıma tercüman olduğu ve Türk insanını aydınlattığı için kendi adıma teşekkürlerimi sunarım.Bu vesile ile10.01.2008 günlü makalesini tekrar yayınlıyorum.   Tayyip Erdoğan Bey’in “bulgurlu, nohutlu, kömürlü, Ramazan’da yoksula iftar çadırlı sadaka sosyalizmi kalkınma modeli” sarsıntı geçirmeye, menteşelerinden gıcırtı sesleri gelmeye başladı. Dağıt bulguru! Gönder nohudu! Valiye emir ver. Teslim et kömürü! Kur Ramazan’da çadırı! Servis et iftar çorbasını! Bu, “toplumu sadaka yoksulu yapma kaderine alıştırıp” devletin şehirlerdeki en büyük yöneticisi valilileri, kasabalardaki kaymakamları, “gerektiğinde kömür kamyonuna bineceksin, o fakire o kömürü evinin kapısına kadar götürüp teslim edeceksin” emirlerini savuran Tayyip Erdoğan’ın “sadaka sosyalizmi modeli” su almaya başladı. Modelin dikişleri patladı. Elektriğe yüzde 19.7 zam. Doğalgaza yüzde 7.4 zam. Memura yüzde 4 zam. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Çankaya Köşkü bütçesini yüzde 33 artışla 23 trilyon 680 milyar liraya çıkartma fakat işçilerin ücret ayarlamalarını yüzde 4’e çivileme. *** Çiviler yerinden oynuyor. Enflasyon da şaştı. Türkiye’yi iktidara geldikleri 2002 yılından beri yüksek faizle soydurup, “faiz çekiç yapılıp canavarın başına vurularak ancak tek haneliye indirilebilen enflasyon” şu Ocak ayı sonunda yeniden çift haneli oluyor. Enflasyon hedefi katladı. Yıllık yüzde 4 demişlerdi. Yıllık yüzde 8.39 oldu. Enflasyon hedefi yüzde 109.8 oranında saptı ve yıllık ekonomik büyüme de büzülmeye başladı. Büyüme yüzde 7 oluyordu. 2007 ’de yüzde 4’e iniverdi. Tayyip Bey’in; “bulgurlu, nohutlu, kömürlü, Ramazan’da iftar çadırlı sadaka sosyalizmi” modeli ne y... Devamı

07 01 2008

BEKTAŞİ İLE HOCA

           Günümüzde bektaşi fıkraları çok sevilir bu fıkralara örnek olsun diye sayfama bir bektaşi  fıkrasını internetten indirerek yayınlıyorum. Bektaşi Cuma'ya gitmiş. Camide hoca yüksekçe bir yere çıkmış boyuna nutuk atmakta... Hem de şarap içenleri açıkça kınamaktadır. Bektaşi can kulağıyla dinlemeye başlamış, hoca devamla "Şarap içenler öbür tarafta her türlü ceza görecek. Şarap içmeyenler her türlü sefa görecek... Hatta herbirinin emrine kırk huri verilecek... Huriler şöyle güzel, böyle hoş, başka türlü mültefit... Şarap içenlerinse içtikleri her şişe şarap kıl köprüden geçerken boyunlarına asılacak!!!!  " demiş.  Bektaşi dayanamamış durduğu yerden seslenmiş: "Hoca efendi şişeler dolu mu olacak boş mu!.."Hoca gürlemiş "Bre zındık sen dolu şişelerle öbür tarafı meyhane mi sanırsın!"Bektaşi boynunu büküp itiraz etmiş: "İyi ama hoca, adam başı kırk huri ile sen de öbür tarafı kerhane mi sanırsın!!!" Devamı

07 01 2008

TÜRK ERKEĞİ, ERKEKLİĞİNDEN NE ÇEKER ?

        Hepimiz erkekliğimizle birazcık olsun övünürüz,cakamızdan geçilmez aşağıda Türk erkeğinin nelerle övündüğünü okuyacaksınız ,bu okuduklarınızı tanıdıklarınız,çerenizdeki kişiler ve kendinizle karşılaştırabilirsiniz.Böylece test  etme imkânınız olur .Esen kalın   İşe Başlarken Besmele ÇekerDelikanlıdır Tespih ÇekerSportmendir Barfiks ÇekerTek Eliyle Şınav ÇekerKendi Dişini Kendi ÇekerKaçan Golde Yuh ÇekerAğzında Sigara Halay ÇekerDikiz Aynasından Hareket ÇekerMuazzam Kopya ÇekerKaynanadan Çok ÇekerGenelde Babaya ÇekerEvladına Nutuk Çekerİskenderin Üstüne Künefe ÇekerKomedi Filminin Kralını ÇekerÇuhayı Yırtmadan Pike ÇekerKafası Bozulunca Resti ÇekerParayı Bulan Arabayı ÇekerMahallede Pati ÇekerGurbette Hasret ÇekerSevdiğini Sorguya ÇekerAldatılınca Tetiği ÇekerMemlekete Turist ÇekerKaşı Gözü İlgi ÇekerHer Ortamda Dikkat Çekerİtalyan Erkeklerine Beş Çekerİngilizlere Yirmi Beş ÇekerBalık etli Görünce İç Çeker Devamı

29 12 2007

KEDİ BİLE VERMEZMİŞ...

                                      Aşağıda okuyacağınız yazıyı biz kaç kişiyiz platformunun sayfasından derledim .Yazı sahibi sayın Muammer  Sokollu bu vesile ile kendisine teşekkür ederim.Bu yazıdan çok ders çıkarılması gerekir ama  yöneticilerimiz işin o yarafı ile malesef ilgilenmiyorlar.Basından takip ettiyim kadarıyle kedi vermez zat Türkiye'ye gelmek için davet bekliyormuş.''Sayın Cumhur Başkanımız da ne var bunda oda gelir biz de gideriz diyor''.Keyifli okumalar. talabani denen eşkiya başı; -Türkiye ye KEDİ bile vermem. demiş.Kutluyorum kendisini.Şaka değil ciddi,ciddi kutluyorum kendisini.Soyuna,ceddine Milletine sahip çıkmak böyle olur.Milliyetçilik böyle olur.Şahsiyetli adam böyle olunur.İşte böyle adamlar,3-5 milyonluk gücü ile 70 milyona kafa tutar.Tutar ve başarıya da ulaşır.O aşiret reisi bize hep kafa tuttu.Hep kazık attı.Ve hep başarıya ulaştı.Olayları okumasını,gözlemesini,izlemesini,anlamasını,yorumlamasını bilmeyenler,Türk Milletini dinlemeyen bizimkiler  hep başarısız oldular. Olan Türk Milletine oldu.Hep kazık yedik.Evet kutluyorum,aşiret başı talabani yi.**Hüsamettin Cindirok u hepiniz tanırsınız.Ekranlara çıkar konuşur.Önemli siyasi olaylarda hemen ekrandadır.15-20 yaşındaki gençleri salonlara doldurularak yapılan tv programlarda izlersiniz.Siyasi deha,Siyaset sorulacak,Günümüzü,geçmişin tecrübesi ile yorumlayacak,Bilge kişi.Türkiye Büyük Millet Meclisi Eski Başkanı Hüsamettin Cindoruk.**ahmet Türk.Bu gün pkk lıların kardeşleri olduğunu,evlatları olduğunu söylemekten çekinmeyen,vekil.CHP eski Millet Vekili.Kasri Kanco nun sahibi.Mardin de aşiret ağası.aşiret başı ahmet Türk.**Bu 3 kişi senelerce evel bir araya geldiler.*Türkiye Büyük Millet Meclisi,Çatısı altında,Türkiye Büyük Millet Meclisi Başakanı Hüsamettin Cindoruk,... Devamı

28 12 2007

SADAKA KÜLTÜRÜ

 OLAYLAR VE İNSANLAR KÖŞESİNDEN KİMİ görsek şikâyetçi. Başta işsizlik, işi olan da geçinemiyor, parası yetmiyor, kendi deyimiyle sürünüyorlar.Peki, AKP'ye yüzde 47 oyu kim verdi?Hiç kuşkunuz olmasın, "Sürünüyoruz!" diyenler verdi!Niye versinler, bunların akıllarından zoru mu var, ya da kendilerine eziyet edilmesinden hoşlanan ruh hastaları mı bunlar?Tam tersine, akıllarından yana zorları yok ama, çıkarları var.Nedir bu çıkar?* * *2007 bütçesine bakın, neye ne harcanmış, görün.Sağlık yardımlarına 4 milyar, Halk ve Ziraat bankalarına ucuz kredi vermeleri için 1.5 milyar, çiftçiye 4.3 milyar, mahalli idarelere 7.9 milyar, küçük belediyeler için oluşturulan Köy-Des projelerine 2 milyar YTL ödenmiş...Bu yılın bütçesi bundan farklı Özürlülere 696 milyon, kimsesiz çocuklar için 294 milyon, çocuklarına bakamayan ailelere 51 milyon, çocuk yuvaları için 95 milyon, ücretsiz kömür yardımı için 290 milyon, üniversite öğrencilerine ayda 150 milyon YTL ödenecek.* * *BU ne demektir bilir misiniz?AKP'ye oy demektir oy!Kimlerin oyu?Hani iş yok, güç yok, geçinemiyoruz, diyenler var ya, onların oyu...Hem yakınacaklar, hem bu yardımları alacaklar, oylarını da AKP'ye verecekler.Vermişlerdir de, verecekler de...Düşünün, kış ortasında kapınıza kömür arabası yanaşmış, boşaltıyor, almaz mısınız?Alırsınız, oyunuzu AKP'ye verirsiniz, sonra da "İşsiziz!" diye feryat edersiniz...* * *BAKIN, Başbakan, valilere, kaymakamlara neler öğütlüyor, ne yapacaklarını gösteriyor:"Valilerimiz, kaymakamlarımız şunu bilecek... Eğer (vatandaşın) evinde sobası yoksa, sobasını da al! Benim fakirim, gururludur, onurludur, senin kapına gelmesini beklemeyeceksin, sen gideceksin, arayacaksın bulacaksın, gerekirse kamyonun şoför mahalline oturacaksın, kapıyı çalacaksın, kömürü sen vereceksin. Bunu yaptığın gün Türkiye ne olur biliyor musun? Türkiye uçar, uçar!"* * *YATIRIM yapmak, işyeri açmak, işsizlere iş vermek, ne gerek!İşte geçimin yolu:Sadaka!Kim karşı çıkabilir ki!Peki, bu suyun kaynağı ... Devamı

26 12 2007

AL KÖMÜRÜ VER OYU

yozdil@hurriyet.com.tr Bor, toryum eline su bile dökemezSIK sık duyuyoruz... "Türkiye’yi toryum kurtarır.""Bor ihya eder.""Volfram borçlarımızı öder."Safsata...Türkiye’yi uçuracak olan maden, kömürdür, kömür... Uranyuma 5 basar!*Bakın dün, valilere ve kaymakamlara hitaben konuşan Başbakan, dedi ki:"Nerede fakir var, nerede garip var, arayacaksın, bulacaksın... İcabında sayın valim, sayın kaymakamım, atlayacaksın kamyonun şoför koltuğuna, sen gideceksin, kapıyı çalacaksın, kömürü sen vereceksin... Bunu yaptığın gün, bu Türkiye ne olur biliyor musun? Uçar, uçar..."*Demek ki neymiş?Veriyorsun kömürü... Türkiye uçuyor!*Take off yani.*Toryum ver... Uçmaz.Tezek ver, daha iyi.İster yakar, yakmazsa, duvar yapar.N’aapsın toryumu moryumu.*Açalım biraz...Kaç milyon aileye kömür dağıtılmış biliyor musunuz? 8 milyon aileye.Kaç hane var Türkiye’de? 17 milyon.Yarısı.2 kişiden 1’i.Onun için, dünyanın hiçbir ülkesinde kömürle milletvekili olamazsın.Burada olursun.*Onun için, bankalardan fabrikalara, limanlardan telefonlara kadar her şeyi satıyorlar... Tarlaları, yolları, gölleri, nehirleri, barajları satıyorlar.Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu ile Taş Kömürü Kurumu’nu satmıyorlar.Satmazlar.Çünkü bu ülkede "stratejik, jeopolitik" hatta "demokratik" önemi olan ve "asla başkasının eline geçmemesi gereken" nedir?Kömür.*Geçti Bor’un pazarı...Hálá mı farkında değilsin?        Yukarıda okuduğunuz yazıyı Sayın Yılmaz Özdil'in köşesinden sayfama aktardım çünkü bu yazının herkes tarafından okunup anlaşılmasını istiyorum.Yapılan 22 Temmuz seçimleri sonuçlarının yukarıda ki anlatılan konu ile bağlantılı, anlamayanlar iyice okusun ve bir tarafa not etsinler gelecekte yararlanırlar Malesef ülkemin insanı günlük düşünüyor ve günlük yaşıyor eldeki kuş daldaki kuştan iyidir misali aldığı rüşvete göre oyunu veriyor.Bu ülke böyle kalkınacak diye çok bekleriz.Saygılar.... Devamı

20 12 2007

BİRAZ GÜLELİM BAYRAMLIK OLSUN

    Bugün bayramlık bir yazı derledim .Herkese iyi bayramlar olsun. Bektaşi demiş ki! BU sabah bayram namazını kılıp camiden çıktınız, eve gidiyorsunuz. Hava soğuk, sağda solda tiril tiril titreyen dilenciler, biraz ileride de bir koyun sürüsü; ne dersiniz?Bektaşi ne demiş biliyor musunuz?"Allahım koyunların yerine şu garipleri giydirseydin ya!"* * *DİYELİM canınız o gün iki kadeh rakı içmek istedi, bir şişe rakı, peynir, zeytin, sucuk alıp bir kenara çekildiniz, birden karşınızda bir herif peyda oldu, çirkin, çopur, suratsız bir herif:"Mübarek günde rakı içilir mi? Allah'tan utanmıyor musun?"Siz olsanız ne dersiniz?Bektaşi şöyle demiş:"Ulan bir ayna al da yüzüne bak, sahip çıktığın Allah, seni ne hale koymuş!"* * *IRMAĞIN kıyısında otururken, iki çocuklu bir kadın gelmiş:"Şu çocuklardan birine bak da, ben öbürünü karşıya geçireyim, sonra gelir ikincisini alırım!"Hayır, diyebilir misiniz, çocuğun birini alırsınız, kadın da diğer çocuğu alır, tam karşıya geçirirken ayağa tökezleyip çocukla birlikte suya kapılır... Sizin yanınızdaki çocuk da annesinin, kardeşinin başına gelenleri görünce başlar ağlamaya...Siz olsanız ne yaparsınız?Bektaşi de bir şey yapamamış ama, ellerini açıp "Ey Allahım!" demiş:"Şu senin yaptığını ben yapsaydım, canıma okurdun!"* * *OLUR a, yolunuz zengin ama dangalak birinin çiftliğine düştü, adam hem cahil hem hırt, ama mal mülk desen dolu...Olur a, merak ettiniz, sordunuz:"Bunlar senin mi?"Adam homurdanmış:"Evet!""Peki kim verdi sana bunları?""Allah!" derse, siz ne dersiniz?Bektaşi ellerini açmış:"Ver ver, adını bile söyleyemeyenlere ver!"* * *HOCA efendi vaaz ediyormuş:"Ey cemaat, Allah, kullarının kısmetini dört hisseye ayırmıştır. Ulema bu hisselerin birini bir eliyle, ikincisini ikinci eliyle, üçüncüsünü de ağzıyla tutmuş, dördüncü hisseyi de halka dağıtmış."Siz olsanız, ne dersiniz?Bektaşi aşağıdan bağırmış:"O bir hissede dahi hepsinin gözü kalmıştır."* * *BİR de Kurban Bayramı fıkrası, geçen bayramdan bu yana unutmuş o... Devamı