18 04 2009

Shakespeare'den korkaklara‏

korkusundan devamlı endişe içinde yasayan bir fare vardır. Büyücünün biri fareye acır ve onu bir kediye dönüştürür. Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacağı yerde bu kez de köpekten korkmaya başlar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüştürür. Kaplan olan fare, sevineceği yerde avcıdan korkmaya baslar. Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsın farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür.Ve der ki,"Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardim edemem.'Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda söyle diyor :'İnsanların çoğu Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için..Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için... Devamı

11 04 2009

Müslümana Haram Çeşmesi

“MÜSLÜMAN’A HARAM” ÇEŞMESİVaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!..”Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye...Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama.Adam: - “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…” dedikçe kadı kızmış:- “Ne delili, ne ispatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzûrunu kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş.Demiş ama, bir yandan da merak edermiş:- “Nedir gerekçen?..” diye sormuş.Adam: - “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş...Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış:- “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın, hem de her kula helâl,Müslüman’a haram yazarsın?..”Adam, başı önünde konuşur:- “Delilim vardır, lâkin ispat ister.”- “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..”- “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım…”- “Eeee?!..”- “Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…&rdquo... Devamı

03 04 2009

MİLLET VEKİLİ OLMA KRİTERLERİ

İki defa İttihat ve Terakki'den milletvekili seçilen, sonra da Hürriyet ve İhtilaf Parti'sini kuran, Damat Ferit hükümeti döneminde Ayan Üyeliği'ne atanan Mehmet Zeynelabidin Efendi, "Meşrık-ı İrfan Gazetesi"nde milletvekili olma kriterlerini açıklamış. Bu yazıyı Konya Yusuf Ağa Kütüphanesi katalogunda 9521/2' sayıyla kayıtlı "İslamiyet ve Meşrutiyet" isimli eserde bulmak mümkün.  Yörede mahalli bir gazetede çalışan gazeteci Ali Akgül'ün derlediği kriterler şöyle: 100 yıl önce Konya'daki milletvekili olma kriterleri: Birincisi: Milletvekili adayı, aday olacağı şehirde uzun süreli oturmuş, yaşamış olmalı, halkın mizacını iyi bilmeli. Bir şehirde oturmamış veya çıkıp gideli uzun zaman olmuş adamların bir kere iyi olup olmadığı bilinemez. İkincisi: Şehre yarayacak her türlü kanunu ve o şehir halkının saadetini icap edecek şeyleri düşünüp beğenmeye ve böyle bir arayan toplamaya muktedir olmalıdır. Üçüncüsü: Devletin şan ve şerefini düşünmeyecek kadar cahil olmamakla birlikte, sefih de olmamalıdır. Çünkü kendi malı kendine teslim edilemeyen sefih bir adama bu gibi vazife verilemez. Dördüncüsü: Hükümetin kanunsuz ve haksız işlerini yüzüne beraber söylemek hususunda kimseden korkup çekinmez ve ölmekten bile kaçınmaz, dünya için kimseye müdane etmez olmalıdır. Beşincisi: Parayı görünce her şeye boyun eğecek kadar bağrı yufkalardan ve parayı çok sevenlerden olmamalıdır. Yoksa milletin menfaati zayii olmak ihtimali ziyadeleşir ve memleketi açık açık uçuruma sürekler. Altıncısı: Memuriyetini muhafaza etmek ve başka bir menfaatini korumak için şuna buna yüzsuyu dökmüş (ağlamış), kendisine haksızlık edenlere göz kırpmış, kendisi haksızlık etm... Devamı

03 03 2009

Adaylarımızı tanıyalım...

29 Mart 2009 yerel seçimleri için Türkiye genelinde belediye başkanlıkları ve diğer görevler için seçilecek aday isimleri Hürriyet Gazetesi yazarı Sayın YILMAZ ÖZDİL tarafından tesbit edilerek beğeninize sunulmuştur.Yılmaz ÖZDİL yozdil@hurriyet.com.tr       Adaylarımızı tanıyalım...Ömer Marangoz, Adem Dalgıç, Nurettin Celep, Bayram Oduncu, Zekai Çivici, Mustafa Kapıcı, İbrahim Dişçi, Hasan KahveciRecep Ozan, Sait Börekçi, Süleyman Saka, Cemal Avcı, Burhan Çoban, Mustafa Saatçi, Mustafa Değirmenci, Hakan Tütüncü, Abdülkadir Demirci, Coşkun Hekim, Zafer Savcı, Recai Baytar, İsmail Cambaz, Nihat Helvacı, Serdar Kalaycı, Erhan Çiftçi, İlhan Kaptan, Hakan Keresteci, Salih Bakkal.*Orhan Çırak, Fikri Usta.**Arif Sağ, Ali Diri. Cemal Cansız.*Recep Saçlı, Ramazan Kaşlı.Nuri Köse.Burhan Sakallı.Halil Posbıyık.*Mehmet Araç,İbrahim Motor,Sakıp Teker, Seyfi Dingil...Yısuf Yaya.*Mehmet Kavanoz,Hasan Şeker,Mustafa Bal.Mahmut Tat,Cemil Ekşi...Kenan Nohut,Nedim Mercimek,Ömür Kabak,Hüseyin Darı,Mahmut Fındık,Ekrem Kiraz,Mehmet Lokum.Mehmet Süt.Hamza Döner,Nihat kola.Ali Öğün,Hanefi Tok.Hikmet Çay.Mükerrem Kahve...Veysel Tiryaki!*İlyas Şişman,Recep Semiz.*Şahin Pişkin.Şükrü Yanık.Nasır Haşlak.*Mehmet Atik,Mansur Yavaş.Erol Atak,Sait Durgun.Ali Uyanık,Ömer Baygın.*Ahmet Genç,Seyfettin Yaşlı.Ali Kart.*Zübeyde Uslu.Mehmet Şamatacı.Mehmet Golcü,Kâmil Taç.Yusuf Pehlivan. Ahmet Minder.*Yaşar Kulak, Adil Sağır.Semih Çolak,Ümit Topal.Hamdi Balık,Musa Kuş,Nazım Bıldırcın,Dede Teke,Adem Arı,Osman Karabatak,Ramazan Ceylan,Rasim Atmaca,Çetin Kumru,Mehmet Sülük,Abdullah Bülbül,MuhittinBöcek,Ergin Sülün,Nevzat Doğan,Yusuf Mercan,Recep Kapl... Devamı

31 12 2008

2008 YILININ ŞEYLERİ MEYLERİ...

Melih AşıkAçık Pencerem.asik@milliyet.com.trYılın şeyleri meyleri...-   Şehitlerimiz, gazilerimiz: Yılın acısı.-   Manken Yaşar Alptekin: Yılın hacısı.-   Aragones: Yılın dedesi.-   Pınar Altuğ: Yılın gebesi.-   İtalyan gelin Pippa Bacca’nın öldürülmesi: Yılın ayıbı.-   İstiklal Savaşı gazisi, son çılgın Türk Mustafa Şekip Birgöl: Yılın kayıbı.-   Taraflı TRT: Yılın kanalı.-   Deniz Feneri: Yılın talanı.-   Malum zatın hemen her söylediği: Yılın yalanı.-   Sigara yasağı: Yılın yasası.-   “Memleket nereye gidiyor?”: Yılın tasası.-   Kanal 7’nin patronu Zekeriya Karaman yılın kasası...-   Tuncay Güney: Yılın maşası.-   Çocuk tacizleri: Yılın kara lekesi.-   Vakit yazarı Hüseyin Üzmez: Yılın azgın tekesi.-   Elektrik ve doğalgaza yapılan zamlar: Yılın kazığı.-   Pirinç ve bulgur: (Bu yıl da) Yılın azığı.-   Sabah - atv: Yılın satışı.-   Melih Gökçek: Yılın batışı.-   “Milli gelir önümüzdeki yıl 15 bin doları bulacaktır.”: Yılın atışı.-   YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan: Yılın memuru.-   RTÜK Başkanı Zahid Akman: Yılın mamuru.-   İddianame bekleyen Ergenekon tutukluları:  Yılın mağduru.-  Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt: Yılın izleneni.-  RTE ve Abdullah Gül’e gelen hediyeler: Yılın   (en iyi) gizleneni.-  Ahmet Necdet Sezer: Yılın özleneni.-  Allah ile Aldatmak: Yılın kitabı.-  Ankaralı simitçi Özer Yalnız’ın Başbakan’a,    “Para gerekmez dayı”sözü: Yılın hitabı.-  Recep Tayyip Erdoğan: Yılın kayınpederi.-  Aynı zat: (Ülkenin acı kaderi)- Diyanet Denet... Devamı

27 12 2008

PSİKOLOJİK...

Yılmaz ÖZDİL  yozdil@hurriyet.com.tr 26 Aralık 2008PsikolojikKomşun işsiz kaldıysa...Ekonomik krizdir.Sen işsiz kaldıysan...Depresyondur.*Psikolojik değil bu.*-Paran var mı?_Yok._Paranoyadır.*Büyüme fren yaptı...İhracat fren yaptı...Sanayi fren yaptı...Şizofren.*Tarım küçüldü...Otomotiv küçüldü...Teksitil küçüldü...Aşağılık kompleksi.*"Aslansın sen "KOBİKaplansın sen KOBİKral sensin KOBİÖdeme planını kendin seçKendin seç vadeni..."Ne halt edicen şimdi?Fobi.*Borcun var mesela...Kafan bozuk.Eşinle yatasın yok.Depreşyon.*"T"ürkiye "İ"statistik "K"urumu...Etiketler yanıyor.Enflasyon düştü deniyor.Duyunca yüzünde ne oluyor?TİK.*Dolayısıyla teşhis doğrudur...Peki tedavi?*Kişi başına 10 bin dolar milli gelirin var kardeşim;sen,yenge, üç de çocuk,50 bin dolar eder...Tatile çık geçer!  Devamı

27 12 2008

çatışma

Bugün bu sayfaya Hürriyet Gazetesi köşe yazarlarından Sayın Bekir Coşkun Bey'in 26 aralık 2008 günlü yazısını ekliyorum.Bu yazı günümüz Türkiye'sinin fotoğrafını bütün çıplaklığıyla çekmiş, ve kaleme sarılıp yazmış .Eline sağlık.Bugün bu gazeteyi alıp okuma fırsatını bulamayan veya zaman bulup okuyamayan ,siz okuyucularıma bu hizmeti ben sunayım dedim.Bu hizmetten çok mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum. keyifli okumalar dileğiyle,iyi ve güzel günlere.Emekli Öğretmen Turgut İbiş Çatışma Farkında olsanızda olmasanızda ,için için sürüp gidenbir büyük çatışma var.Vuruşma"selamünaleyküm" ile"merhaba"arasındadır."Cemaat" ile "cemiye"in çatışmasıdır bu.Bir yanda "vatandaş" öte yanda "ümmet" vardır."Hoşgörü" ile "cihat" karşı karşıyadır.Bir yanda "sevgi",karşı tarafta "korku" yer alır.*Tüm bu olanlar iki tarafın çatışmasıdır."Türban"bir yanda, "toka" karşı yandadır..."Şerbet" bir yandaysa, karşı tarafa yerleşen"rakı"dır...Bir tarafta "sırma bıyık", öte tarafta"badem bıyık" vardır..."Muska" ile "reçete"nin..."Üfürük" ile"steteskop"un..."Mest" ile "makosen"in..."Klozet" ile "ayaktaşı"nın..."Cüppe"ile "ceket"in..."Külah"ile "şapka"nın..."Gülyağı"ile " "losyon"un..."Gazoz "ile "şerbet"in..."Sürme" ile "rimel"in..."Flört" ile "görücü"nün..."Aşk" ile "muhabbet"in..."Gusül" ile "duş"un...Bu "prezervatif" ile "en az üç çocuk"un karşılaşmasıdır...*Sizin için fark etmeğebilir.."Doğu" ile "batı"..."Köylülük" ile "kentlilik"...Akıl" ile "ezber"..."Bilim " ile "hurafe"..."Mantık" ile "emir"..."Okumak" ile "anlamak"..."Görmek" ile "bakmak..."Fikir" ile "zikir" çatışmaktadır.*"Dün" ile "yarın"ın mücadelesidir bu..."Geçmiş" ile "gelecek" arasın... Devamı

25 10 2008

ADALET TEYZE

 Yayın Tarihi 1 Ekim, 2008Yaşlı kadın yatağından kalktı. Sabah ezanının insan ruhuna huzur veren sesi oda içinde yankılanıyordu. 88 yaşından beklenmeyecek bir çeviklikle pencereye doğru yöneldi. Pencereyi açması ile birlikte odaya ezan sesi ile birlikte baharın güzel kokusu ve kuş cıvıltıları doluştu. Penceresinden gözüken Kurtuluş Parkına bakarak yaşlı ciğerlerine sabahın ılık esintisi ile doldurdu.  Abdestini aldı, sabah namazını kıldı. Mutfağa yöneldi. Çayla birlikte bir iki lokma bir şeyler atıştırdı. Oturma odasına yöneldi. Eski bir fiskos masasının yanındaki koltuğuna ilişti. Masanın üstü çerçeveler ile doluydu. Bir tanesine uzandı, camının üzerinde titreyen parmaklarını dolaştırdı. Çerçevenin içindeki fotoğrafta İstiklal madalyalı kara yağız bir adamla, makyajsız olmasına rağmen güzelliği göz alan bir kadın birbirlerine bakarak gülümsüyorlardı. Yaşlı kadın 'Günaydın Anne, Günaydın Baba' dedi. Usulca yerine koyduğu çerçeveye bir bakış daha attıktan sonra başka bir çerçeveyi eline aldı. Bu siyah beyaz fotoğrafta da subay üniformalı bir adamla bir gelin yan yana duruyorlardı.  Yaşlı kadın çerçeveyi titreyen dudaklarla öptü. 'Günaydın Kocacığım' dedi. Kadın bu çerçeveyi de bıraktıktan sonra üçüncü ve son çerçeveye uzandı. Artık gözlerinden yaş damlıyordu. Fotoğraftaki biri erkek diğeri kız çocuklara bakıp 'Günaydın Evlatlarım' dedi. Tüm çerçevelere kısaca göz atıp  'Sizleri, hepinizi çok özledim' dedi. Gözlerinde biriken yaşları sildi. Artık ağlamak için bile yaşlı hissediyordu kendini. Ağır ağır  doğrulduğu koltuğundan eski telefonuna doğru yöneldi. Ağır ağır numaraları çevirdi. Karşısına çıkan adama 'Bir... Devamı

21 09 2008

TALİHSİZ ADAM...

Talihsiz adam!Üzgün ve pısırık görünüşlü bir adam barda tünemiş oturuyormuş. Önünde bir türlü içemediği bir içki bardağı, suratı asık..O sırada barın kapısı açılmış. Külhanbeyi tavırlı Temel, sert adımlarla barın tezgâhına doğru yürümüş ve pısırık adamı iteleyerek tabureye oturmuş.Hiç soru sormadan adamın önündeki içki kadehini alıp başına dikmiş. Elinin tersiyle ağzını kuruladıktan sonra, ‘Ne o, neden böyle surat asıyorsun, Karadeniz’de gemilerin mi battı?’‘Sorma, ben çok talihsiz bir adamım’ demiş pısırık.‘Neden?’ diye sormuş Temel tekrar.Cevaplamış pısırık: ‘Bu sabah karımla kavga ettik, beni evden kovdu. O sinirle işe geç kaldım. Patronum zaten bahane arayıp duruyordu, beni işten attı. İşten çıktım, yolda yürürken araba çarptı. Eve gideyim, belki karımla barışırız dedim, eve gittim ve karımı başka bir erkekle yatakta yakaladım. Bu kadarı da fazla artık dedim, kendimi öldürmeye karar verdim. Tabancayla vuracaktım, silah tutukluk yaptı... Asmaya kalktım, ip koptu. Doğalgazla öleyim dedim, faturayı ödemediğim için gaz kesikti. Eczaneden fare zehri aldım, buraya geldim, içki bardağıma koydum. Onu da geldin sen içtin. Off... Offfff...’ Melih Aşık'ın Açık penceresinden    Devamı

15 09 2008

ORGANİZE GİZLİ İŞLER...

Karamanlı Nevzat - Organize Gizli İşlerEylül 15, 2008 - KARAMANLI NEVZAT, İLK KURŞUNKatladılar yolsuzlukta hüneri,Her kapıdan giriyorlar gizlice.Hırsızlığa alet edip feneri,İşlerini görüyorlar gizlice.Soyguna, hortuma dini kaplayıp,Geçiyorlar yasalardan hoplayıp.Cami avlusunda para toplayıp,Vakıf, şirket kuruyorlar gizlice.Avanağa atıyorlar çengeli,Zengin, fakir yoluyorlar dengeli.Yardımlaşa geçiyorlar engeli,Yasakları kırıyorlar gizlice.Eli uzun bunların en hasının,İnsafı kalmamış daniskasının.Tekerlere çomak sokan basının,Defterini dürüyorlar gizlice.Gerçekleri haykıranı susturup,Boğuyorlar bir köşeye kıstırıp.Muhalife beyaz bayrak astırıp,Kara leke sürüyorlar gizlice.Organize işler bunlar bir çeşit,Aman Nevzat ne gör bunu, ne işit.Gönüllüce veriyorsa her reşit,Cennet ile sarıyorlar gizlice.Halk Ozanı Karamanlı Nevzat Devamı

27 07 2008

BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ?

Dünyanın ‘en’leriBazılarını ben de yeni öğrendim. Kimilerini bilsek bile yine de çok ilginç, okuyun göreceksiniz: * Dünyanın en yüksek şelalesi: Angel Şelalesi, Venezuela, bin metre* Dünyanın en yüksek dağı: Everest, Asya* Dünyanın en büyük çölü: Büyük Sahra Çölü, Orta-Kuzey Afrika* Dünyanın en büyük gölü: Hazar Denizi, Orta Asya* Dünyanın en büyük adası: Grönland, Kuzey Atlantik*Dünyanın en sıcak yeri: Al’Aziziyah, Libya, 57,7 derece* Dünyanın en soğuk yeri: Vladivostock, -89,2 derece* Dünyanın en kalabalık şehri: Tokyo, Japonya, 26 milyon 500 bin kişi* Dünyanın en uzun binası: Suyong Bay Tower, Pusan (Güney Kore): 88 kat-462 m.* Dünyanın en uzun demiryolu tüneli: Seikan, Japonya, 53,9 km.* Dünyanın en uzun karayolu tüneli: St.Gotthard, İsviçre, 16.4 km.*t Dünyanın en uzun köprüsü: Akashi, Japonya, bin 990 m.* Dünyada en çok konuşulan dil: Çince (mandarin), 885 milyon kişi* Dünyanın en çok ülke ile sınırı olan ülke: Çin (15 ülke ile sınırı var)* En çok dil konuşulan ülke: Papua Yeni Gine, 869 dilCan Ataklı    catakli@gazetevatan.com 27.07.2008   Devamı

03 07 2008

SANAT VE POLİTİKA

Halk, Sanat, PolitikaUzun yıllar önce Veysel anlatmış, demişti ki: "Bir zamanlar Sivasa sazımla inemez olmuştum. Bir polis, bir candarma, sazımı görmesin, hemen elimden alıyorlar, doğru fırına atıyorlardı. Bir zamanlar Sivasa saz dayandıramaz olmuştum."O zamanlar Sivasta niçin Aşık Veyselin sazını alırlar da yakarlardı? Şükrü Kayanın Dahiliye Vekilliği sıralarmdaymış. Ahmet Kutsi Tecer de tam bu sıralar Sivasta öğretmenmiş. Bir gün Veysel ona gelmiş. Tecer: "Hani sazın?" diye sormuş. Veysel de başına gelenleri anlatmış.Ahmet Kutsi Tecer, valiye gitmiş:"Vali bey," demiş, "bugün polisler Aşık Veyselin sazını almışlar, fırınlamışlar. Doğru mu bu?"Vali:"Doğru," demiş.Tecer:"Neden?"Vali:"Saz çalmak gericiliktir. Saz gerici bir müzik aletidir. Dahiliye Vekaletinden öyle emir aldık."Tecer, Valiye sazın öyle bir şey olmadığını dili döndüğünce anlatmaya çalışmış, olmamış. Anan yahşi baban yahşi... Kutsi Tecer gelmiş Ankaraya, sazın gericilik olmadığını anlatmak için akla karayı seçmiş ama, anlatmış sonunda. Halk şairlerinin sazları da fırınlanmaktan kurtulmuş.Not:Yaşar Kemal'in Baldaki Tuz adlı eserinden alınmıştır.Yazara saygılarımı sunarım. Devamı

03 07 2008

BİR HİKÂYE...

BİR HİKÂYE...Bir varmış bir yokmuş, zamanında bir padişah varmış. Padişahın adamları gelmişler, demişler ki:"Padişahım," demişler. "Halk vergiden çok şikayet ediyor, sızıldanıp duruyorlar. Ne yapalım?"Padişah düşünmüş. Padişahtır bu, düşünür:"Varın gidin," demiş, "bir o kadar vergi daha alm."Padişahın adamları gitmişler, bir o kadar vergi daha almışlar halktan, gelmişler padişaha. Padişah sormuş:"Ne yapıyor sızlayan halk?"Adamlar:"Hiç sorma padişahım," demişler, "sorma ki sorma. Halkın iki gözü iki çeşme. Bütün memleket feryadü figana boğulmuş. Halkın ne üstünde üst, ne başında baş, bir günlük yiyecek ekmekleri bile yok."Padişah gazaba gelmiş, padişahtır bu, gazaba gelir ya:"Gidin," demiş, "şu mendebur halktan bir misli daha vergi alın."Adamlar çarnaçar gene gitmişler, gene bir misli daha vergi almışlar.Padişah sormuş:"Halkın durumu nasıl? Gene sızlanıyor, ağlıyorlar mı?""Yok padişahım," demiş adamlar. "Bir mucize oldu. Biz bu vergiyi de alınca halk oynamaya başladı. Halk değil, dört kol bir çengi. Şimdi çıkın sokağa, şenlikten şadımanlıktan geçilmiyor. Gülen gülene, göbek atan atana... Ölüler bile ayağa kalkıp göbek atmaya başladı."Padişah gülmüş, padişah bu, güler ya...Kıssadan hisse... Kıssadan hisse alınsaydı şu yeryüzü cen-net olur, kurtla kuzu yayılırdı!Not:Bu hikâye ünlü yazarımız Yaşar Kemal'in Baldaki Tuz adlı eserinden alıınmıştır.  Devamı

20 04 2008

CENNETTEN CEHENNEM YARATMAK

                 Bugün siz sevgili okuyucularımı Türkiye haritası üzerinde dolaştıracağım.Bu fikir bugün yaptığım bir gezi sebebiyle oluştu.Türkiye fiziki haritasına bakarsanızakarsu havzaları yani nehirlerin denize döküldüğü yerler yeşil renkliolarak görülür buralar Türkiyemiz'in kıyı ovalarıdır. Bugün bu durum ne yazıkki söz  konusu değil.Tarihin eski dönemlerine baktığımızda hüküm süren uygarlıklar yerleşim yerlerini yüksek ,sarp kayalıklar üzerinde kale olarak inşa etmişlerdir .Şehir ve köylerini dağ eteklerinde kurmuşlardır ,ovalar ve düzlükleri mera ve tarım arazisi olarak değerlendirdiler.şimdi ise bu düz araziler işgal edilmiştir.Buralara sanayı tesisi,fabrika ve konutlar yapılmıştır.Diğer bir konu ise nehirlerimiz,denizlerimiz ve göllerimiz evsel atıklar ,sanayi atıklarıyla kirletilip zehirletilmektedir...Bugün siyasetçilerimiz gibi haritalar da yalan söylüyor.Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde tarım arazisine yukarıda saydığım şeyler yapılmaz.En yakından başlıyayım:İzmir'in Bornova,Menemen,Torbalı,Kemalpaşa ovaları bitmiş.Antalya ,Bursa ,İzmit ve Sakarya ovaları ,Çukurova ve diğerleride aynı durumda.Şimdi yokluktan ve fiyat artışından şikâyet etme hakkımız olmasa gerek.Sözü fazla uzatmaya lüzum yok baltayı kendi ayağımıza vuruyoruz.Durumun vahametini anlatan Bekir Coşkun'un yazısını ekledim iyi okumalar.Saygılarımı sunarım.   bcoskun@hurriyet.com.tr  Cennetten cehennem yaratmak... TARIM alanlarına mahalleler, fabrikalar, sanayi siteleri kurdular ve şimdi soruyorlar: "Pirinç niye bulunmuyor?.." "Bulgur niye pahalı?.." "Mercimek niye yok?.." Bursa’nın şeftali bahçelerine bakar mısınız geçerken, kirli dumanlar salan atölyelerle dolu, kamyon lastiğini eritip lastik ayakkabı yapıyorlar. Adapazarı, Konya Ovası, Eskişehir’in bereketli tarlaları... Adana’nın pamuk tarlalarında paslı dingil atölyeleri var. Antalya’nın muz b... Devamı

08 04 2008

MİLLİ İRADE

          Seçimler yapılalı epey zaman geçti.Ülkenin istikrarı bozulmasın diye oy veren insanlarımız gene elleri böyründe geleceğinden umutsuz kriz beklentisi içinde, piyasalarda yaprak kıpırdamıyor. Bu yazdıklarımı  günlük gazete ve televizyon haberlerinden duyuyor ve görüyoruz.Bu arada  kişi  başı gelirimiz bir gecede 9300  dolar olmuş benim haberim yok. Umarım siz sayın  okuyucularımın  haberi olmuştur.Yıl başında maaşıma 20YTL. zam yapıldı ben bunu bilirim ötesine aklım ermiyor eğer aklı eren biri varsa lütfen beni de haberdar etsin.Piyasadan aldığımız mal ve hizmetlere, vergilere ne kadar zam geldiğini sizlerin bilgilerine sunuyorum.           Bugünlerde  gerek ekonomi gerek siyasi bakımdan ülkemin bazı açmazları gözüküyor.Terör olayları tırmanışta üniversitelerde öğrenci olayları çeşitli sebepler bahane edilerek tekrar vizyona girdi.Diğer yandan bölücüler kendi emellerini gerçekleştitme çabası içindeler.AB ülkeleri  güya demokrasi ve insan hakları bağlamında ülkemin iç işlerine müdahale ediyor.Tüm bunlar olurken ortalıkta suçlu kim belli değil.Bir suçlu muhakkak var ama bilenlerde çıkıp söylemiyor.           Şimdi ben milli irade ararken bu işin nasıl gerçekleştiğine dair bir yazı okudum onu sizin bilginize sunuyorum.          İnancın oylandığı bir seçim sonucu milli irade olabilir mi?Sabahattin Önkibar8 nisan 2008 AKP’nin 22 Temmuz’da aldığı oy milli irade yansıması ise CHP’nin 1946'da aldığı oylar da aynıdır.Diyeceksiniz ki ikisi çok farklı.46 seçimlerinde yapılan sandık hileleri mutlak bir hakikat olarak tarihe geçti.Doğrudur , aynen katılıyorum.Gerçekten de 1946 seçimi çok partili sisteme geçtik tuluatının oynanmasından başka bir şey değildi.Peki hal bu iken 22 Temmuz 2007 seçimleri ile 1946 seçimlerini nasıl mı özde... Devamı

18 03 2008

HANGİ DEMOKRASİ

                Aşağıda yorum gerektirmeyen bir yazı var,okuyup değerlendirmek size kalmış.   Bekir COŞKUN bcoskun@hurriyet.com.tr  Hangi demokrasi?.. GÖRDÜĞÜNÜZ gibi "demokrat" sayısı bilinenden fazla. "Parti kapatma demokrasiye uymaz" diyorlar. Bilirsiniz, bizim toplumumuz dünyanın en demokrat(!) toplumu olduğu için, demokrasisiz yapamaz ve size saf saf sormak kalır: "Demokrasimizin neresine uymuyor?.." "Kapatma kısmına..." Yazarlarımız yorumlarında "demokrasiden" söz etmeye başladılar. Aydınlar "ama demokrasinin şeyi ortadayken" diyorlar. Kızgın okurlarım mesajlarına, "Demokrasiye inanmayan senin gibi adama, aha şu bacağımı..." diye başlıyorlar... O çenesi büyük yorumcuyu dinliyorum televizyonda, "Demokrasimiz bu ayıba layık değil" diyor. * Hangi demokrasi?.. Bu memlekette demokrasi oldu da mı zarar görsün?.. Seçmenlerin bir kişiye (liderlere) oy verip ama 550 kişiyi seçmiş olmaları ve kimi seçtiklerini seçtikten sonra gazetelerden öğrenmeleri miydi demokrasi?.. Halkımızın nohut ve kömür karşılığında oylarını satmaları mıydı demokrasi dediğiniz şey?.. Bir dönün bakın; demokrasinin icra edildiği yer Meclis’e; liderler daha ağızlarını açar açmaz alkışlayan kurşun askerler demokrasinin neresidir? Ya da; demokrasilerde "dokunulmazlığın" arkasına saklanıp vurgun, soygun yapma, suç işleme özgürlüğü var mıdır siyasilerin? Böyle midir demokrasi?.. * İşte daha dün: Başbakan, partisinin kapatılma kararını kendi milletvekillerine yorumlarken "Bu iş bizim oyumuzu artırır" dedi. Ne iş?.. Söyler misiniz; suç işlemek oy mu artırır?.. Rejimi yıkmakla suçlanan bir siyasi partinin oylarının artması, dünyanın hangi adam gibi ülkesinde olabilir?.. Nasıl olur?.. * Bu demokrasinin bu kadar kiri pası kimseyi rahatsız etmedi de, laik cumhuriyeti savunmak isteyen bir yürekli savcı sizi rahatsız etti. İçine bu kadar rezalet sığan bir demokrasinin altına, bu sefer ... Devamı

12 03 2008

GÜNAYDIN TARHAN BEY

Geleceği gördü İktidar icraatına 5 yıldır iyimser bakan bir isim... Konda Araştırma Şirketi Başkanı Tarhan Erdem, Radikal gazetesinde 10 Mart tarihli yazısında özetle diyor ki:“Bu yılın ilk ayı sonlarına kadar ben de (olumlu) görüşleri paylaşmakta idim. Başbakan’ı demokrasi ve AB’ye üyeliğinde samimi buluyor, eksiklerini çalışkanlığının örttüğüne inanıyordum. Sorunların üstüne kararlılıkla, cesaretle yüruyordu; kadrolaşma iddiaları demokrasinin ilk yıllarından bu güne sürüp gelmekteydi; yolsuzluk söylentileri herkes için çıkarılmıştı, kendimi kandırmışım...Şimdi geldiğim yeri özetleyeyim: Başbakan’ımız demokrasi karşıtı güçlerle ittifakta sakınca görmemektedir!Onun bu güçleri etkisiz birakmaya ne niyeti, ne iradesi, ne de kararı vardır; O demokrasiyi diktaya dönüştürecek gelişmeleri körüklemektedir!Başbakan’ın laikliğin sonunu getirecek akımlar hakkındaki anlayışı son türban olayında ortaya çıktı...Başbakan laikliği ve demokrasiyi yıkacak olan gücü tanımaktadır ve maalesef tanıdığı o güce teslim olmuştur. Bilmediği şey, teslim olduğu gücün, demokrasinin son kuralları ortadan kaldırılmadan önce, bugünkü iktidarı yıkacağı, ağır biçimde itham ederek cezalandıracağıdır.”Tarhan Bey biraz geç görmüş gerçeği ama net görmüş... Darısı diğer aydınların başına!            Yukarıda okuduğunuz makale Melih Aşık'ın açık pencere köşesinden alınmıştır.                                                                    m.asik@milliyet.com.tr                    &nbs... Devamı

06 03 2008

İNSAN DEVLET İLİŞKİSİ

Gazeteci, yazar Hasan Pulur'un bir yazısında, Türkiye CumhuriyetiDevleti'nin vatandaşına nasıl davrandığını gösteren bir olayı ele alarakgözlemlere başlayalım.   Nasreddin Hoca'lık   --Bilal Alkan'ın birinden alacağı vardıBorçlu bir türlü parayı ödemiyordu; ihtar, protesto hiçbiri kar etmedi,sonunda icraya verdi.   İcra adamın malına haciz koydu, yine ödeyemedi, satışa çıkarıldıve 6 milyon 205 bin liraya icra marifetiyle satıldı...  Kanuni işlemler tamamlandı, Bilal Alkan parasını almak için İcraMemurluğu'na gitti...   Bunca yıldan beri peşinden koştuğu parasını kavuşacaktı.   -Ödeyemeyiz! dediler.   -Niye?   -Senin para zimmete geçti!...   Anlamadı, o da ne demekti!  Anlattılar:   -İcra memuru parayı alıp kaçmış, kasa tamtakır, kurubakır!Bundan bana ne?   -Sana ne olur mu yahu? Laf anlamıyor musun, kasada para yok,para!   Bilal Alkan bu işten yine bir şey anlamadı...   Parasını icra memuruna teslim etmemişti ki!   -Ben icra memurunu tanımam devleti tanırım! dedi.   O zaman yol gösterdiler:   -Git derdini devlete anlat!   O da anlattı, Elbistan savcılığına dilekçe verdi...   Savcılık da icra memurluğuna yazı yazıp durumu sordu, sanki bilmezmiş gibi...   Ama devlet işi bu, yazılacak, çizilecekher şey kayda kuyda bağlanacak...   Elbistan İcra Memurluğu da Savcılığa cevap yazdı..Evet, eski icra memurunun zimmetine para geçirdiği doğruydu,adam canı çekince kasadan para çekmişti, çektiği paraların icra marifetiyletahsil edilen paralar olduğu da belliydi, ama para zaman zamankasadan alınmış olduğuna göre, kimin parası olduğu belli değildi,bu tespit edilemezdi, hatta parayı alıp afiyetle yiyen icra memurubile, kimin parasını alıp yediğini bilemezdi...   İyi, peki, hepsi güzel de Bilal Alkan'ın parası ne olacaktı? Adamalacaklısını icraya vermiş... Devamı

04 03 2008

dilimizi nasıl kullanıyoruz?

Konuşulan kişiyle olan ilişki, kullanılan kelimeleri tanımlar vegerçek anlamını verir. Bu nedenle, ilişkinin türüne göre, kelimelerfarklı anlamlar alır ve değişik nüanslara bürünür. --Askerlik arkadaşı--,--yatılı okul arkadaşı--, --çocukluk arkadaşı-- hepimiz için farklı veözel bir ilişkiyi ifade eder. Aşağıya alınan hikaye, Aziz Nesin'in toplum yaşamıyla ilgili gözlemlerindenbirini yansıtır. Yazarın Bizim Hemşeri adlı aşağıdaki hikayesi,kelimelerin anlamlarının iletişim ortamı içinde, iletişim yapankişilere bağlı olarak nasıl değiştiğini sergiler.  Bizim Hemşeri-- Kelimeler insanların dilinde yarı yarı anlam alıyor. Kaç tanesözlük olursa olsun, bizim hemşeriler kelimelerin sözlükteki anlamlarınaboş verirler. Açın sözlüğe bakın: --dürzü--, --kerhut--, --pezevenk--,--deyyus--, ne demektir, ne anlama gelir? Herhalde --aferin--, --bravo--,--aşkolsun-- anlamına gelmez.  Bizim heınşerilerin çoğu da temelli İstanbul'a yerleşmişlerdir, yada yılın çok aylarını İstanbul'da bir işte geçirir, birkaç ay da memleketegiderler. Köyde geçen birkaç ay memleketin nüfusunun artmasına,--vatana evlat-- yetiştirmeye yeter. İstanbul'da temelli yerleşenlerde, tek başlarına İstanbul'da kalırlar. Karıları köydedir. Oğlan çocuklarbüyüyüp iş tutacak duruma geldiler mi, onlar da İstanbul'a gelirler... Kızlar evlenir, İstanbul'da iş tutmaya gelecek başka çocuklar yetiştirirler.İstanbul'dakiler, iş yapamayacak kadar ihtiyarladılar mı, köye dönerler.Bu, memurların emekliye ayrılmalarına benzer. Hayatları boyuncageçinemedikleri topraklara gömülmek, en son arzularıdır. Hiçbirigurbette ölmek istemez.  Bizim hemşerilerin İstanbul'da yaptıkları işler çok bellidir, arabalarla,atlarla iyi su satarlar, apartman kapıcılığı yaparlar, bahçıvanlık,ama köşklerde, konaklarda park bahçıvanlığı yaparlar. Hemşerileriminkonuşmaları çok hoşuma gider. Kelimelere; şehirlilerin verdiğianlamdan başka bir anlam verirler. Daha doğrusu kelimelerin belli,belirli bir anlamı... Devamı

27 02 2008

ERZURUMDA ESKİDEN KULLANILAN SÖZCÜKLER VE ANLAMLARI

           Memleketim Erzurumda eskiden kullandığımız sözcüklerin yeni anlamlarını  aşağıda adresini yazdığım, bir dadaşın sayfasından derleyerek sayfama aldım.Bu sayın dadaşıma teşekkürederim.Siz sayın okuyucularımda  memleketimizin bir yöresi kültürü hakkında bilgi sahibi olasınız istedim.İlginize yeşekkür ederim. aba : abla abacı : terzi ağa : ağabeyi, gada ağıl : yazın hayvanların koyulduğu yer ahan : işte şu ahbun : hayvan gübresi ander : münasebetsiz aşgar : kir aşma : kaysı kurusu avlu : evin giriş salonu ayvan : boş oda baca : dam baci : bacı bardan : büyük çuval bedimli : meteliksiz bedire : kova beg : bey, beyim berf : kar bıldır : geçen yıl bibi : hala bişi : yağda kızartılmış hamur, pişi boğızli : obur cağ : şiş cakkıl : zincirli iki ucuna kova takılan uzun çubuk camış : erkek manda ceferlik : odunluk ceferlik : odunluk celep : besi hayvanlarının sürüsü cığız : mızıkçı cığızlamak : mızıkcılık etmek hakkına razı olmamak cılfa : pulluk cırbağa : cılız,çelimsiz cıstik : erkek ayakkabısı cingen : çingene culuh : hindi cücük : civciv çakçavi : damların üzerine yapılan çerçeveli camekan çangıl : zil çarşut : casus çenebit : camdan ekmek kabı çerçi : gezgin satıcı çermik : kaplıca çiğirt : çekirdek damçi : damla dastar : hamurun üstüne örtülen örtü densiz : uygunsuz devamsız : işe yaramaz dığa : hakararet olarak çocuk dıldılık : ince elbise dıreş : uzun boylu dızınan : iri kıyım,iri yapılı dibek : öğütme aracı dizlik : külot duz : tuz düllük : çocuk düdüğü dürüm : açık ekmekle yapılan sandöviç eğiş : tandırdan eşya veya ekmek çıkarmak için kullanılan çengelli araç emi : amca enek : sapanın toprağı yaran kısmı enik : köpek yavrusu er : erkek, koca ergişi : erkek kişi esgetek : kadın eze : teyze fenikmek : telaşlanmak acele etmek fırfırik : topaç gada : ağabeyi, ağa gah : elma kurusu galah : tezek yığını galo : hayvanları ahıra bağlayan eğik ağaç gancık : sözünde durmayan, dişi köpek gandırıf : çifti ... Devamı