03 07 2008

SANAT VE POLİTİKA

Halk, Sanat, Politika
Uzun yıllar önce Veysel anlatmış, demişti ki: "Bir zamanlar Sivasa sazımla inemez olmuştum. Bir polis, bir candarma, sazımı görmesin, hemen elimden alıyorlar, doğru fırına atıyorlardı. Bir zamanlar Sivasa saz dayandıramaz olmuştum."
O zamanlar Sivasta niçin Aşık Veyselin sazını alırlar da yakarlardı? Şükrü Kayanın Dahiliye Vekilliği sıralarmdaymış. Ahmet Kutsi Tecer de tam bu sıralar Sivasta öğretmenmiş. Bir gün Veysel
ona gelmiş. Tecer: "Hani sazın?" diye sormuş. Veysel de başına gelenleri anlatmış.
Ahmet Kutsi Tecer, valiye gitmiş:
"Vali bey," demiş, "bugün polisler Aşık Veyselin sazını almışlar, fırınlamışlar. Doğru mu bu?"
Vali:
"Doğru," demiş.
Tecer:
"Neden?"
Vali:
"Saz çalmak gericiliktir. Saz gerici bir müzik aletidir. Dahiliye Vekaletinden öyle emir aldık."
Tecer, Valiye sazın öyle bir şey olmadığını dili döndüğünce anlatmaya çalışmış, olmamış. Anan yahşi baban yahşi... Kutsi Tecer gelmiş Ankaraya, sazın gericilik olmadığını anlatmak için akla karayı seçmiş ama, anlatmış sonunda. Halk şairlerinin sazları da fırınlanmaktan kurtulmuş.
Not:Yaşar Kemal'in Baldaki Tuz adlı eserinden alınmıştır.Yazara saygılarımı sunarım.

5
0
0
Yorum Yaz