Her demden.. Her Telden..

Blog Sayfama hoş Geldiniz....

Bir dostun portresi


 
Karıncaya sormuşlar ;
"nereye gidiyorsun ?
"dostuma'', demiş."
"Bu bacaklarla zor,  demişler.
"Karınca ;"
olsun, varamasam da yolunda ölürüm'' demiş..
Yolunda ölünecek dostlara...
Ve hep hatırla....
İyi arkadaşlar yıldızlar gibidir, onları her zaman göremeyebilirsin
ama orada olduklarını bilirsin.'Bir dosttan tek bir gül ve
güzel bir sözü ben onunlayken almayı,
öldükten sonraki bir kamyon dolusu çiçeğe tercih ederim.'
HER ZAMAN YANIMDA OLMASINI İSTEDİĞİM İNSANLARA...
Sevgiyle kalınız....
             
Not:Yukarıdaki yazı, Feramuz Topal tarafından E-Posta kanalıyla gönderildi.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Aşık Veysel'in Atatürk'e Ağıdı

ataturke_...wmv

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

YAŞAR BEY UYUYOR

Yaşar Bey, sabah saat 7.00'de

*Casio**masa saatinin alarmıyla gözlerini açtı.


*Puffy** yorganını kaldırdı.

*Hugo Boss** pijamalarını çıkarıp

*Adidas** terliklerini giydi.

*WC** 'ye uğradıktan sonra banyoya geçti.

*Clear** şampuan ve

*Protex** sabunuyla duşunu aldı.

*Colgate** ile dişlerini fırçaladı.

*BRAUN** ile saçlarını kuruttu.

*Bill's** gömleğini ve

*Pierre Cardin** takımını giydi.

*Lipton** çayını içti.

*Sony** televizyonda medya özetlerini ve

*flash** haberleri izledi. *

*Citizen** kol saatine b aktı. Aile fertlerine

*'BYE'** deyip

*Hyundai** otomobiline bindi.

*Blaupunkt** radyosunu açarak,

*rock** müziği buld! u. Ağzına bir

*Polo** şeker attı. Şehrin göbeğindeki

*Mega Center** 'daki ofisine varınca,

*Toshiba** bilgisayarını çalıştırdı.

*Microsoft Excel'e** girdi.

*Ofisboy** 'dan

*Nescafe** 'sini istedi. Saat 10.00'a doğru açlığını
 yatıştırmak için

*Grissini **yedi. Öglen

*Wimpy's Fast Food** kafeteryaya gitti. Ayaküstü,
*Coca Cola** ve **hamburgeri **mideye indirdi.

*Camel** sigarasını yakıp

*Star** gazetesini karıştırdı. Akşamüzeri iş çıkışı

*Image Bar'** a uğrayıp

*JB'** sini yudumladı, sonra köşedeki

*Shopping Center** 'a uğradı. Eşinin sipariş ettiği

*Ariel** deterjan,

*Ace** çamaşır suyu,

*Palmolive** şampuan,

*Gala** tuvalet kağıdı,

*Sprite **gazoz ve

*Johnson** kolonyayı alarak kasaya yanaştı.

*Bonus** kartıyla ödemeyi yaptı.

Hafta sonu eşi Münevver'le

*Galleria** 'ya giden Yaşar Bey,

*Showroom** 'ları dolaşıp

*Kinetix** ayakkabı, *

*Lee Cooper blue jean** satın aldı.

Akşam evde bir gazetenin verdiği

*TV Guide** 'a göz atan Yaşar Bey, kanallar arasında

*zapping** yaparak,

*First Class** ,

*Top Secret** ,

*Paparazzi** gibi programlar izledi. Aynı anda

*Outdoor** dergisini karıştırdı.

Uykusu gelen Yaşar Bey, televizyonu kapatıp yatak odasına geçerken, kendini mutlu hissetti.
** 'Ne mutlu Türk'üm diyene!'** diye gerindi ve uyudu.
 
*Hâlâ da uyuyor. Ne zaman uyanacağı da belli değil.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

BİR BARDAK ÇAY

Bir bardak çay deyip geçmeyin
aslında birçok gerçegi gösterir hayatımızdan bir kesittir.

Çayın Alt Demliği "KAYNANADIR" Sürekli Kaynar Durur.
Hatta: Dikkat edilmezse TAŞABİLİR.


Üst demlik "GELİNDİR"
Alt demlik kaynadıkça onunda Hareketi artar.
Ama Zamanla da Olgunlaşır ve Demlenir....


"GELİNİN KOCASI" ise "BARDAKTIR"
Her iki Çaydanlıktan da Yeterince Nasibini Alır.
Biraz Kaynana Doldurur onu; Birazda Gelin...
Bu nedenle de Denge Unsurudur.
Açık yada Demli çayın Hoşa gitmemesi Bundandır....


"ÇOCUKLAR" Çayın şekeridir. Tat verir.
Çok şeker Çayın Lezzetini Bozar.
Şekersiz çaya alışanlara ise bir tanesi bile fazla gelir.


"GÖRÜMCE" ise Çay kaşığıdır.
Arada Bir gelir; Karıştırıp Gider...


"KAYINPEDERE GELİNCE" o da "Çay Tabağı"dır.
Çayın Demine, Suyuna Karışmaz. Bir Kenarda Lök Gibi oturur.
Sadece Dökülenleri Toplar ve çevreye zarar vermesini engeller.

Ancak; Ara sıra boşaltılması gerekir, Yoksa Taşıp Herşeyi Berbat edebilir.


"ÇAY SÜZGECİ" Ailenin Sahip olduğu Değerlerdir.
Aileyi Dış Müdahalelerden Korur. Delikler Büyük olursa Çayın Tadı Kaçar.


Suyu Isıtan "ATEŞ" ise "HOŞGÖRÜ"dür. O Olmadan Çay da olmaz.


KISACASI Bir Bardak Çay "AİLEDİR" ve Ağız Tadıyla İçilen Bir Bardak Çayın Üstüne Yoktur.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

ÇAY İÇİN ALTIN ÖĞÜTLER


Çay içenleri bekleyen tehlike
Çayı içerken hem miktarını hem de şekerini iyi ayarlamak gerekiyor.

En çok tükettiğimiz içeceklerden biri olan çayı içerken hem miktarını hem de şekerini iyi ayarlamak gerekiyor. Aksi halde bazı sağlık sorunlarına yol açabiliyor…

Çay üretimi yapılan sayılı ülkelerden biri olan ülkemiz, kuşkusuz ki çay tüketiminde de dünya ülkeleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Türk misafirperverliğinin bir göstergesi olarak en önemli ikram içeceği olan çayı ‘Türklerin milli içeceği’ olarak tanımlamak da çok yanlış olmaz. Peki böylesine yüksek miktarlarda tükettiğimiz bu lezzetli içeceğin ne kadar tüketilmesi gerektiğini, ne kadar içildiğinde yararlı ne kadar içildiğinde ise zarar verebileceğini biliyor musunuz? Alman Hastanesi’nden Diyetisyen Esra Aran, Türk insanının damak tadının ayrılmaz bir parçası haline gelen çay tüketimi ile ilgili bilinmesi gerekenleri şöyle anlattı:

En çok tüketilen ikinci içecek

Türkiye de çay, sudan sonra en çok tüketilen ikinci içecektir. Günlük tüketilen çay su yerine geçmez, sadece sıvıdır. Vücudunuzun günlük sıvı gereksinimini çay gibi diğer içeceklerle de sağlayabilmek mümkündür. Ancak, gün içerisinde içilen çayın şeker ilavesi yapılarak tüketilmesi ve öğünlerle beraber tercih edilmesi, sağlık açısından olumsuz etkilerin oluşmasına neden olmaktadır.

Öğünlerle tercih edilen çay, demir emiliminin azalmasına neden olabilmektedir. Örneğin; kahvaltınızda yumurta ile çay tüketmek yerine taze sıkılmış meyve suyu ya da meyveyi tercih etmek olumsuz etkileri azaltmanın bir yoludur. Çünkü çay içerisindeki tanenler besinlerden alınabilecek demirin emiliminin azalmasına neden olabilmektedir.

Aşırı tüketime dikkat!

Gün içerisinde aşırı tüketilen çay; sinir bozukluğu, kabızlık, yüksek tansiyon, el titremesi, baş ağrısı, sıkıntı ve uykusuzluğa neden olabilmektedir. Aşırı çay tüketimi, idrar miktarının da artışına neden olur. İdrarla dışarı atılan üre asidi miktarını azaltır. Romatizma hastalığı olanlara zarar verir. Çayda okzalat fazladır. Bu nedenle böbreğinde kum ve taş olanlara çay zararlıdır. Yüksek tansiyon hastası, karaciğer hastası ve kabızlık çekenler, üre albümin olanlar çay içmemelidir.

Şekerin dozunu iyi ayarlayın!

Çaya şeker ilave edilerek aşırı tüketilmesi de; kalp-damar hastalıkları, şişmanlık, serum lipit değerinde yükselme gibi olumsuz sonuçlara yol açabilir. Şekerli ya da şekersiz aşırı çay tüketimi, vücutta demir emilimini ters yönde (anemi) etkilediği kadar, vücutta toksik madde birikimine de neden olabilmektedir. Yani, vücudunuzun sürekli olarak şiş olmasına (ödem) neden olur. Çay tüketmekten vazgeçemiyorsanız ve tercihiniz şekerli tüketmek ise; öncelikle şeker miktarını azaltabilirsiniz. Şeker yerine tatlandırıcı kullanabilirsiniz. Günlük tatlandırıcı kullanımında 8 tableti geçmemeye özen göstermelisiniz. Çayınızı demlerken çubuk tarçın kullanırsanız çayınızı daha rahat tüketebilirsiniz. Çayı şekersiz fakat fazla miktarda tüketiyorsanız; 4 çay bardağı çay hakkını geçtikten sonra her bardak çay için ekstra 1 bardak su içiniz. Çayınızı açık olarak tüketmeye çalışınız.

Günde 4 bardaktan fazla olmamalı

Çay içerken dengeli tüketime ve şeker dozunun iyi ayarlanmasına çok dikkat etmek gerekiyor. Bu nedenle uzmanlar günlük çay tüketiminin 4 bardaktan fazla olmamasını tavsiye ediyor. Ekstra 1 bardak çay için ise ekstra 1 bardak su içilmesini öneriyor. Bu kurallara uyulduğunda ise çayın yararları saymakla bitmiyor. İşte milli içeceğimiz çayın vücudumuza yararları…

-Kanser riskini azaltır,
-Kolesterolü düşürür,
-Beyni korur,
-Hazmı kolaylaştırır,
-İçerdiği florid nedeniyle diş çürüklerini önleyici etkiye sahiptir,
-Flavonoid; bitkilerden elde edilen, besinlerde doğal olarak bulunan antioksidantdır,
-Kan damarlarının genişleterek kanın vücuttaki dolaşımını kolaylaştırır,
-Yapılan birçok araştırmaya göre; günde maksimum 2 kupa çay tüketmenin kalp krizi ile ölüm riskini azalttığı ortaya çıkmıştır.

http://www.gazetevatan.com/

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

SAĞLIĞINIZLA İLGİLİ ÖNEMLİ TAVSİYELER



*Telefona SOL kulağınızla cevap verin.
*Günde 2(iki) kere kahve içmeyin.
*SOĞUK su ile hap almayın.
*19 'dan sonra YEMEK yemeyin.
*Tükettiğiniz YAĞLI gıdaların miktarını azaltın.
*Sabahları daha çok, akşamları ise daha az SU için.
*Cep telefonu BATARYA'ları ile mesafenizi uzak tutun.
*UZUN süre kulaklık takmayın.
*Gece 10 sabah 06, en ideal uyuma saatleridir
*Uyku öncesi İLAÇ aldıktan sonra hemen uzanmayın.
*Şarjınız SON çizgiye indiğinde,yani çok çok az bir şarz seviyesinde iken  telefona cevap vermeyin, zira yaydığı radyasyon 1000 kat fazladır.

 

Yukarıdaki bilgiler E-Posta yoluyla Bünyamin Can tarafından iletildi.


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

M.Kemal Atatürk’ ün bize seslenişi ;

 

Kurduğun devlet katında

Masalara yerleştiniz.

Yediniz içtiniz hergün

Aşa çevirdiniz beni.

 

Özel çıkarınız için

Saptırdınız söylev,demeç

Kırpıldı söylediklerim

Kuşa çervirdiniz beni.

 

Özgürlüktüm yerden göğe

Siz yolumu bırakarak

Yontulara kapadınız

Taşa çevirdiniz beni.

 

Gençler işçiler ezilmiş

Mutsuz olmuş Türküm diyen

Adım varya ,eylemim yok

Düşe çevirdiniz beni.

 

Yüzüm kaldı paralarda

Yatarken on kalkarken beş.

Para düşer ben düşerim

Boşa çevirdiniz beni.

 

O çiçekler devrim idi

Akan güneşte yemyeşil

Ben ki ilkyaz idim orda

Kışa çevirdiniz beni.

 

Amerika’ya kölelik

Kurumlarıma saldırı

Yurda mevlit Çankaya’dan

Leşe çevirdiniz beni.

 

F.Hüsnü Dağlarca

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Müthiş gösteri


Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

İmamın verdiği ders.

Londra'daki caminin yeni imamı şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu zaman aynı şoföre rastlıyormuş.
Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla 20 "kuruş" fazla vermiş. İmam yanlışlığı oturunca, parasını sayınca fark etmiş. Kendi kendine düşünmüş "20 kuruşu geri versem mi şoföre?"... Ama içinden bir ses diyormuş ki "çok küçük bir para ve şoförün zaten umurunda da değil. Otobüs şirketine 20 kuruş ne fark eder?. Bu parayı Allahtan gelen bir hediye gibi... düşünebilirim"
İneceği durağa gelince, imam kalkmış ve fikrini değiştirmiş, inmeden önce şoförün yanına gitmiş, 20 kuruşu geri vermiş ve demiş ki : "paranın üstünü fazla verdiniz."
Şoför gülümsemiş ve demiş ki : "Siz camiinin yeni imamısınız değil mi? Aslında uzun zamandır sizi ziyaret etmek istiyordum caminizde, İslam’ı öğrenmek için ve bilerek size fazla para verdim nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim."
İmam inerken nerdeyse bacaklarını hissetmiyormuş, yere yığılacakmış-casına bir direğe tutunmuş ve kendine gelmeye çalışmış, gözlerinden yaşlar dökülerek gökyüzüne bakmış ve demiş ki:
"Allah’ım az daha İslam’ı 20 kuruşa satıyordum!"

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

Sigara, Nargile, Pipo

 - Sigara, sokak kadını gibidir.

      Her köşe başında bulabilirsiniz.

      Genellikle keyif için değil, ihtiyaçtan veya bağımlılıktan içilir.

    İçtikten sonra izmariti atar gidersiniz. Kimse arkasına bakmaz.
    Her sigarayı sadece bir kere içebilirsiniz.

    Yerlileri ucuz, yabancıları pahalıdır.

    Yabancılarının daha güzel olduğu söylenir. Ama arkadaş ismarladıysa  yerli yabancı farketmez.

    Tek içimlik olduğu için her nefes önemlidir.

    İçinize çekmediğiniz durumlarda bile kendi kendine yanıp biter.
    Ulan  ben bundan bişey anlamadım paraya yazık oldu dersiniz.
Sonra bi tane daha  yakarsınız.


    - Nargile, genelev kadını gibidir.

  Sokak ortasında içilmez, belirli mekanları vardır.
  Mekan ne kadar iyise çeşit o kadar çoktur.
  Mekana girer oturursunuz, nargile ayağınıza gelir.
İçtikten sonra alıp  götürürler. Sizin zahmet etmenize gerek olmaz.
  Aynı nargileyi defalarca kullanabilirsiniz. Ancak bir dahaki
  sefere  kadar, (ağızlık değişse bile) başkalarının o nargileyi
kullandığını  bilmek rahatsızlık verir.
    Sigaraya göre içmesi daha uzun sürer. Ama çok abartırsanız
mekanın  sahibi "hadi kardeşim kalk da yeni müşteri gelsin artık" der
gibisinden  pis pis bakar.
    Acemiler için ilk seferi kafa döndürücüdür. Adamı fena çarpar.

    - Pipo ev kadını gibidir.

Sakin kafayla, evde rahat rahat içilmesi gereklidir. Sokakta veya işyerinde içilen bişey değildir.

      Sizden başka kimse o pipoya elleyemez, içemez.
      Yeni alınan bi pipo öyle hemen pofur pofur içilmez.
Ahşabın açılması,  iç bölümün ateşle kavrulması gerekir. En azından
10-15 içimden sonra  düzgün bir şekilde yanar hale gelir. O zaman bile
keyifli bir içim için  5-6 ay geçmesi gerekir.


      Pipo hergün hergün içilen birşey değildir. Bir kere
kullandıktan  sonra  bir iki gün dinlendirmek gerekir. Hergün
içmeye kalkarsanız ağzınızda acı  bir tat bırakır. (içerdeki
katran+nikotin karışımı kurumadığından) İçmeden önce hazırlaması uzun sürer.


      Tütünü düzgün bir şekilde yerleştirmek ve yaktıktan sonra
közün düzgün  bir şekilde oluşması için tecrübe kazanmak gerekir.


Her piponun ayrı karakteri vardır. Birinde yaptıklarınız öbüründe işe
yaramayabilir.


      Yaktıktan sonra da çile bitmez. Ateşin sönmemesi için ateş
arada bir  alınan düzenli nefeslerle devamlı körüklenmelidir.
Söndüğü zaman tekrar  yakılabilir ancak ağızda nahoş bir tat bırakır.
Eğer sönmüşse o gün için  içmeyi boşvermeniz ağız tadı açısından daha
mantıklı olacaktır.

    Sigara veya nargile gibi her nefes içeri çekilmez. Bir ateşe
(ateşi  canlı tutmak için) bir bana şeklinde içmek gerekir.

Duruma göre iki (veya  üç) ateşe bir bana da olabilir.
      İçip bitirdikten sonra da çile bitmez. Güzelce temizlemeli ve
baş  köşeye kaldırılmalıdır. Yetirince nezaket göstermez, iyice
temizlemezseniz, intikamını bir sonraki içiminizi zehir ederek alacaktır.

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı