27 12 2008

çatışma

Bugün bu sayfaya Hürriyet Gazetesi köşe yazarlarından Sayın Bekir Coşkun Bey'in 26 aralık 2008 günlü yazısını ekliyorum.Bu yazı günümüz Türkiye'sinin fotoğrafını bütün çıplaklığıyla çekmiş, ve kaleme sarılıp yazmış .Eline sağlık.Bugün bu gazeteyi alıp okuma fırsatını bulamayan veya zaman bulup okuyamayan ,siz okuyucularıma bu hizmeti ben sunayım dedim.Bu hizmetten çok mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum. keyifli okumalar dileğiyle,iyi ve güzel günlere.Emekli Öğretmen Turgut İbiş Çatışma Farkında olsanızda olmasanızda ,için için sürüp gidenbir büyük çatışma var.Vuruşma"selamünaleyküm" ile"merhaba"arasındadır."Cemaat" ile "cemiye"in çatışmasıdır bu.Bir yanda "vatandaş" öte yanda "ümmet" vardır."Hoşgörü" ile "cihat" karşı karşıyadır.Bir yanda "sevgi",karşı tarafta "korku" yer alır.*Tüm bu olanlar iki tarafın çatışmasıdır."Türban"bir yanda, "toka" karşı yandadır..."Şerbet" bir yandaysa, karşı tarafa yerleşen"rakı"dır...Bir tarafta "sırma bıyık", öte tarafta"badem bıyık" vardır..."Muska" ile "reçete"nin..."Üfürük" ile"steteskop"un..."Mest" ile "makosen"in..."Klozet" ile "ayaktaşı"nın..."Cüppe"ile "ceket"in..."Külah"ile "şapka"nın..."Gülyağı"ile " "losyon"un..."Gazoz "ile "şerbet"in..."Sürme" ile "rimel"in..."Flört" ile "görücü"nün..."Aşk" ile "muhabbet"in..."Gusül" ile "duş"un...Bu "prezervatif" ile "en az üç çocuk"un karşılaşmasıdır...*Sizin için fark etmeğebilir.."Doğu" ile "batı"..."Köylülük" ile "kentlilik"...Akıl" ile "ezber"..."Bilim " ile "hurafe"..."Mantık" ile "emir"..."Okumak" ile "anlamak"..."Görmek" ile "bakmak..."Fikir" ile "zikir" çatışmaktadır.*"Dün" ile "yarın"ın mücadelesidir bu..."Geçmiş" ile "gelecek" arasın... Devamı

20 04 2008

CENNETTEN CEHENNEM YARATMAK

                 Bugün siz sevgili okuyucularımı Türkiye haritası üzerinde dolaştıracağım.Bu fikir bugün yaptığım bir gezi sebebiyle oluştu.Türkiye fiziki haritasına bakarsanızakarsu havzaları yani nehirlerin denize döküldüğü yerler yeşil renkliolarak görülür buralar Türkiyemiz'in kıyı ovalarıdır. Bugün bu durum ne yazıkki söz  konusu değil.Tarihin eski dönemlerine baktığımızda hüküm süren uygarlıklar yerleşim yerlerini yüksek ,sarp kayalıklar üzerinde kale olarak inşa etmişlerdir .Şehir ve köylerini dağ eteklerinde kurmuşlardır ,ovalar ve düzlükleri mera ve tarım arazisi olarak değerlendirdiler.şimdi ise bu düz araziler işgal edilmiştir.Buralara sanayı tesisi,fabrika ve konutlar yapılmıştır.Diğer bir konu ise nehirlerimiz,denizlerimiz ve göllerimiz evsel atıklar ,sanayi atıklarıyla kirletilip zehirletilmektedir...Bugün siyasetçilerimiz gibi haritalar da yalan söylüyor.Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde tarım arazisine yukarıda saydığım şeyler yapılmaz.En yakından başlıyayım:İzmir'in Bornova,Menemen,Torbalı,Kemalpaşa ovaları bitmiş.Antalya ,Bursa ,İzmit ve Sakarya ovaları ,Çukurova ve diğerleride aynı durumda.Şimdi yokluktan ve fiyat artışından şikâyet etme hakkımız olmasa gerek.Sözü fazla uzatmaya lüzum yok baltayı kendi ayağımıza vuruyoruz.Durumun vahametini anlatan Bekir Coşkun'un yazısını ekledim iyi okumalar.Saygılarımı sunarım.   bcoskun@hurriyet.com.tr  Cennetten cehennem yaratmak... TARIM alanlarına mahalleler, fabrikalar, sanayi siteleri kurdular ve şimdi soruyorlar: "Pirinç niye bulunmuyor?.." "Bulgur niye pahalı?.." "Mercimek niye yok?.." Bursa’nın şeftali bahçelerine bakar mısınız geçerken, kirli dumanlar salan atölyelerle dolu, kamyon lastiğini eritip lastik ayakkabı yapıyorlar. Adapazarı, Konya Ovası, Eskişehir’in bereketli tarlaları... Adana’nın pamuk tarlalarında paslı dingil atölyeleri var. Antalya’nın muz b... Devamı

08 04 2008

MİLLİ İRADE

          Seçimler yapılalı epey zaman geçti.Ülkenin istikrarı bozulmasın diye oy veren insanlarımız gene elleri böyründe geleceğinden umutsuz kriz beklentisi içinde, piyasalarda yaprak kıpırdamıyor. Bu yazdıklarımı  günlük gazete ve televizyon haberlerinden duyuyor ve görüyoruz.Bu arada  kişi  başı gelirimiz bir gecede 9300  dolar olmuş benim haberim yok. Umarım siz sayın  okuyucularımın  haberi olmuştur.Yıl başında maaşıma 20YTL. zam yapıldı ben bunu bilirim ötesine aklım ermiyor eğer aklı eren biri varsa lütfen beni de haberdar etsin.Piyasadan aldığımız mal ve hizmetlere, vergilere ne kadar zam geldiğini sizlerin bilgilerine sunuyorum.           Bugünlerde  gerek ekonomi gerek siyasi bakımdan ülkemin bazı açmazları gözüküyor.Terör olayları tırmanışta üniversitelerde öğrenci olayları çeşitli sebepler bahane edilerek tekrar vizyona girdi.Diğer yandan bölücüler kendi emellerini gerçekleştitme çabası içindeler.AB ülkeleri  güya demokrasi ve insan hakları bağlamında ülkemin iç işlerine müdahale ediyor.Tüm bunlar olurken ortalıkta suçlu kim belli değil.Bir suçlu muhakkak var ama bilenlerde çıkıp söylemiyor.           Şimdi ben milli irade ararken bu işin nasıl gerçekleştiğine dair bir yazı okudum onu sizin bilginize sunuyorum.          İnancın oylandığı bir seçim sonucu milli irade olabilir mi?Sabahattin Önkibar8 nisan 2008 AKP’nin 22 Temmuz’da aldığı oy milli irade yansıması ise CHP’nin 1946'da aldığı oylar da aynıdır.Diyeceksiniz ki ikisi çok farklı.46 seçimlerinde yapılan sandık hileleri mutlak bir hakikat olarak tarihe geçti.Doğrudur , aynen katılıyorum.Gerçekten de 1946 seçimi çok partili sisteme geçtik tuluatının oynanmasından başka bir şey değildi.Peki hal bu iken 22 Temmuz 2007 seçimleri ile 1946 seçimlerini nasıl mı özde... Devamı

12 03 2008

GÜNAYDIN TARHAN BEY

Geleceği gördü İktidar icraatına 5 yıldır iyimser bakan bir isim... Konda Araştırma Şirketi Başkanı Tarhan Erdem, Radikal gazetesinde 10 Mart tarihli yazısında özetle diyor ki:“Bu yılın ilk ayı sonlarına kadar ben de (olumlu) görüşleri paylaşmakta idim. Başbakan’ı demokrasi ve AB’ye üyeliğinde samimi buluyor, eksiklerini çalışkanlığının örttüğüne inanıyordum. Sorunların üstüne kararlılıkla, cesaretle yüruyordu; kadrolaşma iddiaları demokrasinin ilk yıllarından bu güne sürüp gelmekteydi; yolsuzluk söylentileri herkes için çıkarılmıştı, kendimi kandırmışım...Şimdi geldiğim yeri özetleyeyim: Başbakan’ımız demokrasi karşıtı güçlerle ittifakta sakınca görmemektedir!Onun bu güçleri etkisiz birakmaya ne niyeti, ne iradesi, ne de kararı vardır; O demokrasiyi diktaya dönüştürecek gelişmeleri körüklemektedir!Başbakan’ın laikliğin sonunu getirecek akımlar hakkındaki anlayışı son türban olayında ortaya çıktı...Başbakan laikliği ve demokrasiyi yıkacak olan gücü tanımaktadır ve maalesef tanıdığı o güce teslim olmuştur. Bilmediği şey, teslim olduğu gücün, demokrasinin son kuralları ortadan kaldırılmadan önce, bugünkü iktidarı yıkacağı, ağır biçimde itham ederek cezalandıracağıdır.”Tarhan Bey biraz geç görmüş gerçeği ama net görmüş... Darısı diğer aydınların başına!            Yukarıda okuduğunuz makale Melih Aşık'ın açık pencere köşesinden alınmıştır.                                                                    m.asik@milliyet.com.tr                    &nbs... Devamı

25 01 2008

SESLENİŞ

    Yayınlayacağım yazıyı  bundan yıllarca önce mehum Uğur Mumcu Cumhuriyet gazetesin deki gözlem sütununda yazmış.Melih AŞIK üstat da alıntılayıp 23.01.2008 günü köşesin de yayınlamış. Ben de UĞUR MUMCU'nun katledilişinin 15. yıldönümü anısına yazarına olan saygım ve sevgimden dolayı tekrar yayınladım.Işıklar içinde yatsın.Ne yazık ki onun bıraktığı bayrağı yükseklere kaldıracak yiğit gazeteciler henüz görünmüyorlar,acı olan da bu.      Dağ gibi kara yağız birer delikanlıydık. Babamız, sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi. Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı. Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya. Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık. Vurulduk ey halkım, unutma bizi...* * *Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez. İsteseydik diplomalarımızı, mor binlikler getiren birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik, doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız, arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı. Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep. Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...* * *Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş Savaşı'nda emperyalizme karşı dalgalandırdığımız bayrağımızı daha da dik tutabilmekti bütün çabamız. Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak istemediler. Vurulduk ey halkım, unutma bizi... Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...* * *Uğur Mumcu'yu aramızdan ayrılışının 15'inci yılında özlemle anıyoruz... Yukarıdaki satırlar onun "Sesleniş" adlı yazısıdır... Karanlık cinayetin gerçek failleri bugüne dek ortaya çıkarılmadı... Ancak yukardaki satırlara bakınca cinayeti işleyen ve soruşturmayı tıkayanla... Devamı