08 04 2008

MİLLİ İRADE

          Seçimler yapılalı epey zaman geçti.Ülkenin istikrarı bozulmasın diye oy veren insanlarımız gene elleri böyründe geleceğinden umutsuz kriz beklentisi içinde, piyasalarda yaprak kıpırdamıyor.

Bu yazdıklarımı  günlük gazete ve televizyon haberlerinden duyuyor ve görüyoruz.Bu arada  kişi  başı gelirimiz bir gecede 9300  dolar olmuş benim haberim yok. Umarım siz sayın  okuyucularımın  haberi olmuştur.Yıl başında maaşıma 20YTL. zam yapıldı ben bunu bilirim ötesine aklım ermiyor eğer aklı eren biri varsa lütfen beni de haberdar etsin.Piyasadan aldığımız mal ve hizmetlere, vergilere ne kadar zam geldiğini sizlerin bilgilerine sunuyorum.

          Bugünlerde  gerek ekonomi gerek siyasi bakımdan ülkemin bazı açmazları gözüküyor.Terör olayları tırmanışta üniversitelerde öğrenci olayları çeşitli sebepler bahane edilerek tekrar vizyona girdi.Diğer yandan bölücüler kendi emellerini gerçekleştitme çabası içindeler.AB ülkeleri  güya demokrasi ve insan hakları bağlamında ülkemin iç işlerine müdahale ediyor.Tüm bunlar olurken ortalıkta suçlu kim belli değil.Bir suçlu muhakkak var ama bilenlerde çıkıp söylemiyor.

          Şimdi ben milli irade ararken bu işin nasıl gerçekleştiğine dair bir yazı okudum onu sizin bilginize sunuyorum.

         İnancın oylandığı bir seçim sonucu milli irade olabilir mi?
Sabahattin Önkibar
8 nisan 2008

AKP’nin 22 Temmuz’da aldığı oy milli irade yansıması ise CHP’nin 1946'da aldığı oylar da aynıdır.
Diyeceksiniz ki ikisi çok farklı.
46 seçimlerinde yapılan sandık hileleri mutlak bir hakikat olarak tarihe geçti.
Doğrudur , aynen katılıyorum.
Gerçekten de 1946 seçimi çok partili sisteme geçtik tuluatının oynanmasından başka bir şey değildi.
Peki hal bu iken 22 Temmuz 2007 seçimleri ile 1946 seçimlerini nasıl mı özdeşleştiririm?
Anlatayım:
Seçime hile karıştırmak sadece sandıktan çıkan oyları çarpıtmak değildir.
46 seçimlerindeki hile o günün şartları ve metotları dahilinde, yani sandıktan oy apartma şeklindeydi.
Bugünün hile olayı ise direkt değil, endirek yani dinin seçime sokulmasıdır.
Evet, inanç ya da dinlerin yarışmaya sokulduğu bir iklimde iradelerin özgür olarak tecelli etme şansı olamaz.
İnsanlar din söz konusu olunca rahatlıkla her türlü itirazlarını geri çekebiliyorlar.
Sakın ha hiç kimse 22 Temmuz’da din yarışmaya sokulmadı falan demesin.
İşte size mini bir anektot:
Bir süre önce yakın bir dostum iş arayan bir akrabasını iş için Gazeteye gönderdi.
Büroya gelen işsiz adam uzun uzadıya AKP politikaları ile önü açılan Çin malları sebebiyle nasıl iflas ettiğini anlattı .
İş arayan arkadaşa sohbetin bir yerinde, “AKP sayesinde işini kaybettiğine göre oyunu CHP ya da MHP’ye vermişsindir” dedim.
İnanmayacaksınız aldığım karşılık aynen şuydu:
- “Evet, AKP iktidarı ile işimi kaybettim ama ben oyumu yine de AKP’ye verdim.”
Şaşırıdım ve “Peki ama neden” dedim.
Cevabı şöyleydi:
“Abdullah Gül’ün eşi türbanlı diye Cumhurbaşkanlığının önüne geçilmesine razı olamadım. Söz konusu inancım olduğunda işsizliğim ve açlığım dahil her şeyi unutur ve ona göre davranırım.”
Şimdi bu beyandan hareketle cevap verin lütfen, bu arkadaşın AKP’ye verdiği oy milli iradenin yansıması mıdır?
Hayır , bu hadise münferit değil, tersine AKP’nin aldığı yüzde 46 oyun en az yarısında bu gibi gerekçeler, yani inanç ya da din olgusu vardır.
Öyle ise söyler misiniz inancın yarışa sokulduğu bir seçim nasıl milli irade yansıması olabiliyor?
22 Temmuz’u hatırlayın. Koca bir seçim kampanyası Hayrünnisa Hanımın türbanına endekslenmedi mi?
Sahi AKP seçim kampanyası boyunca hangi icraatını anlattı ya da vaade bulundu da oyunu katladı?
Hatırlayın, yapılan sadece türban ve muhtıra istismarıydı.
Alınan sonuçlarda bunların payı olduğunu sadece ben değil bizatihi Tayyip Erdoğan söylemiyor mu?
Söylüyorsa, sorarım size bunlarla yani din olgusu ile alınan oy kurallara uygun mudur?
Kurallara uygun alınmayan reyler nasıl milli irade olabiliyor?
Keza dinin kullanılmasına ilaveten seçim sürecindeki dış destekler, dağıtılan kömürler ve erzaklar, rekabetsizlik, ve sansür ile karartma da milli iradeyi engelleyen diğer hususlar değil miydi? Kömür çuvallarının getirdiği oy sorarım size nasıl milli irade yansıması olabilir? 2007 seçimleri şekil olarak çok partili gibi gösterilse de gerçekte 46 misali tek partili bir yarıştı.. AKP seçim öncesi medyayı, bürokrasiyi ve iklimi öylesine dizayn etti ki, çok partili yarış olayı sadece göstermelik bir şekle bürünmüştü… Dolayısı ile buradan hareketle kapatma davası sürecinde yapılacak milli irade şamatalarının zemini ve haklılığı yoktur.
Muhafazakârlara bak!
Topbaş sokağına cevap verin ey AKP’liler!
Haber Vatan Gazetesinde fotoğraflarla adeta delilli ispatlı olarak manşetten yayınlandı. Belediye Başkanı Kadir Topbaş Fatih’te bir sokağı trafiğe kapatıp hidrolik engeller koydurdu. Diyeceksiniz ki bu tür şeyler her yerde oluyor, örneğin İstiklal Caddesi de bunun gibi yani kapalı. Öyle de Fatih’teki bu sokak kapama olayı birisi için geçerli değil. Yani başka bir ifade ile koca bir sokak bir kişi ya da işletmeye adeta tahsis edilmiş. Kim mi bu kişi? Kadir Topbaş ya da onun aile şirketi olan Saray Muhallebecisi.Vatan Gazetesi fotoğraflarla ispatladı ki Kadir Bey’in muhallebi imalathanesinin araçları buraya girebiliyor. Sokağın girişine konan hidrolikleri indiren kumandalar sadece onlarda var.. Başka bir esnafın böyle bir ayrıcalığı yok. Hal bu kadar net iken bu haber AKP yağdanlığı medyada tek satır olsun yer almıyor.AKP kalemşörleri de görmezden geliyor. Kazara böyle bir şey CHP ya da MHP’li bir belediyede olsa nasıl kıyameti koparırlardı. Dramatik olan Kadir Bey’in Muhallebi imalathanesi olarak yaptığı devasa bina eski cami ve külliye arsası; iyi mi?Vatan Gazetesi bunu da dün yazdı..Yahu hadi sokağı kapatmaya ses çıkarmıyorsunuz, cami arsasına söz etsenize… Ne tür muhafazakârsınız siz?
Tencere dibin kara
Haider’e dur, Tayyip’e geç!
Avrupa Birliği ayakta… Neymiş efendim, AKP’ye karşı nasıl kapatma davası açılabilirmiş!.. Nasıl oluyor da halkın seçtiği bir parti mahkemeye verilebilirmiş!. Behey utanmazlar, behey yüzsüzler demokrasi ile yönetilen bütün ülkelerde parti kapatmalar eşyanın tabiatı gereğidir. Parti kapatmalar zaten demokrasilerde olur. Ancak buna karar verenler elbette hukuk, yani mahkemelerdir. Kapatmalar Almanya’dan İspanya’ya her yerde oluyor. Fransa’da bile hâlâ görülen bir dava var. Dolayısı ile sizin tavrınız gerçekte hukuka meydan okuma ve Türkiye’nin iç işlerine müdahaledir… Hem siz değil misiniz hukuk ya da mahkeme olmaksızın Avusturya’da birinci gelen Haider’in Özgürlükler Partisi’ne set olan ve Haider’in Başbakanlığına engel olan… Sorarım size hukuksuz olarak yaptığınız o dayatma ya da müdahale ortada dururken hangi yüz ya da utanmazlıkla Türkiye’ye müdahale etme hakkını kendinizde buluyorsunuz? Burası babanızın çiftliği ya da müstemlekeniz mi? Hadi oradan çakal sürüleri!.. Üzüntüm AKP’nin bu çakallardan medet ummasıdır.Yazıklar olsun..
Allah söyletmiş
Rüşvet verdiğini itiraf eden başbakan!
Başbakan Erdoğan Malatya’da kapalı salon toplantısında konuşuyor. Konuşmada söyleyebileceği çok şey olmadığı için örneğin icraatlarından bir demet sunamadığı ve ekonomiye giremediği için her zamanki gibi eski defterleri karıştırmaya başlıyor. Neymiş efendim Deniz Baykal 30 yıl önceki Enerji Bakanlığı sürecinde benzin karaborsa imiş de insanlar benzini rüşvetle alırmış. Haydaa…Yahu Tayyip Bey bu millet onun hesabını seçimlerde sandıkta defalarca gördü, sen bırak onu da son bir ayda benzine kaç kere zam yaptın onu anlatsana… Hem öyle 30 sene gerilere gidersen adama Baykal hakkında söyleyecek başka şey bulamadın da 30 sene öncesine gitmek zorunda mı kaldın sorusunu sorarlar… Bitmedi… Tayyip Bey o konuşmada rüşvetle benzin alanlardan birinin de kendisi olduğunu açıkladı… Burada duralım ve sorgulayalım. Bu ülkenin yasalarına göre rüşvet almak gibi vermek de suç değil mi?… Suç… Cezası da var…
Öyle ise Başbakanın durumu ne oluyor bunun yorumunu size bırakıyoruz!

 

4
0
0
Yorum Yaz