20 04 2008

CENNETTEN CEHENNEM YARATMAK

                 Bugün siz sevgili okuyucularımı Türkiye haritası üzerinde dolaştıracağım.
Bu fikir bugün yaptığım bir gezi sebebiyle oluştu.Türkiye fiziki haritasına bakarsanız
akarsu havzaları yani nehirlerin denize döküldüğü yerler yeşil renkli
olarak görülür buralar Türkiyemiz'in kıyı ovalarıdır. Bugün bu durum ne yazıkki söz

 konusu değil.Tarihin eski dönemlerine baktığımızda hüküm süren uygarlıklar yerleşim yerlerini yüksek ,sarp kayalıklar üzerinde kale olarak inşa etmişlerdir .Şehir ve köylerini dağ eteklerinde kurmuşlardır ,ovalar ve düzlükleri mera ve tarım arazisi olarak değerlendirdiler.şimdi ise bu düz araziler işgal edilmiştir.Buralara sanayı tesisi,fabrika ve konutlar yapılmıştır.Diğer bir konu ise nehirlerimiz,denizlerimiz ve göllerimiz evsel atıklar ,sanayi atıklarıyla kirletilip zehirletilmektedir.
..Bugün siyasetçilerimiz gibi haritalar da yalan söylüyor.
Dünyanın hiçbir medeni ülkesinde tarım arazisine yukarıda saydığım şeyler yapılmaz.En yakından başlıyayım:
İzmir'in Bornova,Menemen,Torbalı,Kemalpaşa ovaları bitmiş.Antalya ,Bursa ,İzmit ve Sakarya ovaları ,Çukurova ve diğerleride aynı durumda.Şimdi yokluktan ve fiyat artışından şikâyet etme hakkımız olmasa gerek.
Sözü fazla uzatmaya lüzum yok baltayı kendi ayağımıza vuruyoruz.Durumun vahametini anlatan Bekir Coşkun'un yazısını ekledim iyi okumalar.Saygılarımı sunarım.

 

bcoskun@hurriyet.com.tr

 Cennetten cehennem yaratmak...


TARIM alanlarına mahalleler, fabrikalar, sanayi siteleri kurdular ve şimdi soruyorlar:

"Pirinç niye bulunmuyor?.."

"Bulgur niye pahalı?.."

"Mercimek niye yok?.."

Bursa’nın şeftali bahçelerine bakar mısınız geçerken, kirli dumanlar salan atölyelerle dolu, kamyon lastiğini eritip lastik ayakkabı yapıyorlar.

Adapazarı, Konya Ovası, Eskişehir’in bereketli tarlaları...

Adana’nın pamuk tarlalarında paslı dingil atölyeleri var.

Antalya’nın muz bahçelerinin yerinde yeller esiyor, zevksiz kooperatif evleri yaptılar.

Saymaya gazete sayfaları mı yeter?

*

Bu cennetin cehenneme dönüşmesinin hazin hikáyesidir.

Ve eskiye dayanır; patates tarlasında otomobil üretmekten mutlu olduğunu söylediği zaman Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, o patates tarlasında üretilecek arabanın markasını ben bulmuştum:

Patamobil...

Sonra...

Sonra cenneti cehenneme çevirme devam etti.

Bakın; bu arkadaşlar tarım alanlarının başka amaçla kullanılmasından yakınmıyorlar mı?

Bu yalan...

Çünkü bir ABD firmasının (Cargill) Bursa’nın en verimli tarım alanlarına yaptığı fabrikanın yıkım kararının durdurulması için TBMM’den özel kanun çıkartan kendileri. Muhalefet, "Kişiye özel kanun olmaz" diyerek Anayasa Mahkemesi’ne gitti, şu sıralarda Cargill Yasası görüşülüyor, göreceksiniz elbette o fabrika orada kalacak.

*

Kısacası tarlalara kirli atölyeler yaptılar, fabrikalar kurdular, mahalleler kondurdular, şimdi şimdi o ahmakça soruyu soruyorlar:

"Pirinç niye bulunmuyor?.."

"Bulgur niye pahalı?.."

"Mercimek niye yok?.."

Nasıl anlatmalı tarla kalmayınca ürün gelmeyeceğini...

O tarlalardan lastik ayakkabı gelir, teneke kutular gelir, naylon leğenler gelir, dingil-mingil gelir, tencere-tava gelir, çocuk bezi gelir, ama pirinç, bulgur, mercimek gelmez...

Dahası; yakında aç kalacaktır Türkiye.

Cenneti cehenneme çevirmenin ağır faturasıdır bu.

Kaçınılmaz...

5
0
0
Yorum Yaz